O gece İstanbul'da... Hakikatin nöbeti
15 Temmuz 2016...
İstanbul...
Sıcak bir yaz akşamı.
Saat 22.00...
Akit TV'nin İstanbul stüdyosundayız.
"Tam Zamanı" programını hazırlıyor, sunuyorum.
Karşımda iki isim...
Araştırmacı-yazar Ertan Özyiğit...
Güvenlik uzmanı Dr. Eray Güçlüer...
Türkiye'yi konuşuyoruz.
Bölgeyi konuşuyoruz.
Kimsenin aklına gelmiyor...
Birkaç dakika sonra tarih yazılacak.
Bir parantez açayım...
15 Temmuz'dan sadece birkaç ay önce...
Cihan Haber Ajansı'na, FETÖ'nün örgütsel yapılanması ve bağlantıları nedeniyle yürütülen adli süreç kapsamında kayyum atanmıştı.
Yıllarca örgütün propaganda aracı olarak kullanılan ajans, devletin görevlendirdiği yeni yönetimle yeniden ayağa kaldırılmaya çalışılıyordu.
Ben de oluşturulan kayyum ekibinde Ankara Temsilcisi olarak göreve başlamıştım.
Yeni bir ekip...
Yeni bir heyecan...
Kim bilebilirdi...
FETÖ'nün yıllarca kullandığı bu kurumun, darbe gecesi millet adına dünyaya hakikati duyuracağını...
Derken...
Rejiye bir bilgi düştü.
"Boğaziçi Köprüsü askerler tarafından kapatıldı."
Stüdyoda hava değişti.
Dr. Eray Güçlüer'in yüzündeki ifade...
Ertan Özyiğit'in sessizliği...
İşin vahametini anlatmaya yetiyordu.
Ve...
Bir anda...
Yayın kesildi.
Ekran karardı.
Darbeciler yalnızca devleti ele geçirmek istemiyordu.
Milletin haber alma hakkını da susturmak istiyordu.
Tam o sırada...
Telefonum susmuyor.
Arayan...
Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü Seran Sargur.
Tek cümle...
"Hasan Bey... Hiç vakit kaybetmeden İstanbul'daki merkeze gel."
O cümle her şeyi anlatıyordu.
İstanbul sokakları artık eski İstanbul değildi.
Jet sesleri...
Sirenler...
Tanklar...
Panik...
Ve ben...
Cihan Haber Ajansı'nın İstanbul merkezine gidiyorum.
Oraya vardığımda...
Kimsenin gözünde korku yoktu.
Herkes görev başındaydı.
Çünkü biliyorduk...
Bu gece sadece silahla değil...
Bilgiyle de mücadele edilecekti.
Tam dört gün...
Dört gece...
96 saat...
Neredeyse hiç uyumadık.
Tek hedefimiz vardı.
Türkiye'nin yaşadığı ihaneti...
Milletin destansı direnişini...
En doğru, en hızlı şekilde dünyaya duyurmak.
Patlamaların görüntüleri...
Tankların ilerleyişi...
Milletin meydanlara akın edişi...
Şehitlerimizin fedakârlığı...
Gazilerimizin kahramanlığı...
Hepsi saniye saniye Cihan Haber Ajansı üzerinden dünyaya servis edildi.
Bir zamanlar FETÖ'nün etkisi altındaki yapıdan kurtarılan o ajans...
O gece...
FETÖ'nün gerçek yüzünü bütün dünyaya anlatan bir haber merkezine dönüştü.
Aradan yıllar geçti.
Bugün 15 Temmuz denildiğinde...
Köprüler anlatılıyor.
Meydanlar anlatılıyor.
Kahramanlık destanları anlatılıyor.
Hepsi doğru.
Ama bir cephe daha vardı.
Kameraların arkasındaki cephe...
Reji odalarındaki cephe...
Haber merkezlerindeki cephe...
Hakikatin cephesi...
Biz de o cephede nöbet tuttuk.
Bu vesileyle...
15 Temmuz gecesi vatanı, bayrağı ve milli iradeyi korumak uğruna canlarını feda eden bütün şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.
Kahraman gazilerimize sağlıklı ve huzurlu ömürler diliyorum.
Allah bu millete bir daha 15 Temmuzlar yaşatmasın.
Birliğimizi, beraberliğimizi ve devletimizi daim eylesin.