Meclis’te yeni dönemin şifresi: “Türkiye modeli”
Meclis’in kapıları yeniden açıldı.
Genel Kurul’da konuşmalar...
Koridorlarda hareketlilik...
Akşam ise geleneksel Meclis resepsiyonu.
Siyasetin nabzını tutmak için bazen kürsüde söylenenlere, bazen de kulislerde verilen mesajlara bakmak gerekir.
1 Ekim akşamı benim dikkatimi çeken isimlerden biri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz oldu.
Resepsiyonda kendisiyle bir araya geldik.
Birlikte çekildiğimiz fotoğraf da o geceden kalan anlamlı karelerden biri oldu.
Çünkü resepsiyonda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yılmaz’ın verdiği mesajlar, yeni yasama döneminin önemli gündem başlıklarına doğrudan ışık tutuyordu.
Özellikle de Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin söyledikleri...
“TÜRKİYE MODELİ, ÜÇÜNCÜ GÖZ YOK”

Cevdet Yılmaz, resepsiyonda yaptığı açıklamada Terörsüz Türkiye sürecinin kendi mecrasında ilerlediğini söyledi.
Meclis’in açılmasıyla birlikte sürecin parlamenter boyutuna da dikkat çekti.
Ve Ankara’nın yaklaşımını birkaç kelimeyle özetleyen şu ifadeyi kullandı:
“Bizim Terörsüz Türkiye sürecinde Türkiye modelimiz var, üçüncü göz yok.”
Bu cümle önemli.
Çünkü Yılmaz’ın sözleri, sürecin dışarıdan bir aktör ya da mekanizma üzerinden değil, Türkiye’nin kendi kurumları ve TBMM’nin takibi altında yürütülmesi yaklaşımını ortaya koyuyor.
Bir başka önemli ayrıntı da takvim meselesiydi.
Yılmaz kesin tarih vermedi.
Millî Güvenlik Kurulu’nun tespit ve teyidinin ardından ilk aşamanın tamamlanacağını belirtirken, bu konuda tarih telaffuz etmeyi doğru bulmadığını söyledi.
Benim o geceden çıkardığım kısa not şu:
Takvimden önce güven.
Dışarıdan mekanizma yerine Türkiye modeli.
Ve sürecin merkezinde Meclis.
ERDOĞAN KÜRSÜDEN ÇERÇEVEYİ ÇİZDİ
Aslında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da aynı gün TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada yeni dönemin siyasi çerçevesini ortaya koymuştu.
Erdoğan:
“Millî iradenin tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin itibarını her şeyin üzerinde tutmamız gerektiği açıktır.”
dedi.
Bir başka önemli vurgu ise siyasette ortak zemin arayışıydı.
Kutuplaşmanın devam ettirilmesi yerine, Türkiye’nin meselelerinde asgari müştereklerde buluşulması gerektiğini söyledi.
Erdoğan’ın Genel Kurul’daki sözleriyle Cevdet Yılmaz’ın akşam resepsiyonda yaptığı açıklamaları yan yana koyunca ortaya dikkat çekici bir tablo çıkıyor:
Meclis yeni dönemde yalnızca yasaların görüşüldüğü yer olmayacak.
Türkiye’nin önündeki önemli siyasi süreçlerin de adreslerinden biri olacak.
RESEPSİYONDA BİR DİĞER SICAK BAŞLIK
Cevdet Yılmaz’a resepsiyonda yöneltilen sorular yalnızca Terörsüz Türkiye süreciyle sınırlı değildi.
Ekonomi ve fon piyasasında yaşanan gelişmeler de gündemdeydi.
Yılmaz, Fon Koordinasyon Kurulu’nun başkanlığını yürüttüğünü belirterek kurulun ikinci toplantısında alınabilecek ilave tedbirlerin değerlendirileceğini açıkladı.
SPK ve BDDK tarafından atılan adımları hatırlattı.
Yeni toplantıda hangi alanlarda ilave çalışmaya ihtiyaç bulunduğunun ele alınacağını söyledi.
Bu da resepsiyondan çıkan ikinci önemli mesajdı:
Ekonomide güven ve denetim.
BİR FOTOĞRAFIN ARDINDAKİ MECLİS GÜNDEMİ
Meclis resepsiyonlarının farklı bir havası vardır.
Genel Kurul’da siyaset kürsüden konuşur.
Resepsiyonda ise Ankara biraz daha yakından okunur.
Cevdet Yılmaz’la resepsiyonda birlikte çekildiğimiz fotoğrafa baktığımda, benim için yalnızca bir hatıra karesi değil...
O gecenin siyasi gündemini de anlatıyor.
Terörsüz Türkiye...
Türkiye modeli...
Meclis’in rolü...
Ekonomide güven...
Ve yeni yasama döneminin ağır gündemi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan gündüz Genel Kurul kürsüsünden Meclis’in itibarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise akşam resepsiyonda, Türkiye’nin en önemli meselelerinden birinin çözümünde Meclis’in takibine işaret etti.
Şimdi mesele şu:
Bu sözler yeni yasama döneminde nasıl karşılık bulacak?
Bunu Meclis’in önümüzdeki günlerdeki mesaisi gösterecek.
Ama 1 Ekim gecesinden benim defterime düşen not kısa:
Yeni dönemde siyasetin gözü de, Türkiye’nin gözü de yine Meclis’te olacak.