Meclis’te tarihi uzlaşı… Peki millet ne diyor?

Hasan Taşkın

Hasan Taşkın

Genel Yayın Yönetmeni
Tüm Yazıları

Dün Meclis’te tarihi bir tablo vardı.

Oylama tamamlandı.

467 kabul oyu.

“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” Meclis’ten geçti.

Salonda farklı siyasi partilerin sıraları…

Farklı siyasi görüşler…

Farklı hesaplar…

Ama aynı oylamada buluşan büyük bir çoğunluk.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un sözünü hatırlayalım:

“Anayasa oylamalarında bile bu kadar yüksek bir konsensüs ortaya çıkmaz.”

Gerçekten de kolay rastlanacak bir tablo değil.

Fakat Meclis’teki rakam kadar önemli başka bir rakam var.

Milletin nabzı.

Asıl mesele burada başlıyor.

Meclis ikna oldu. Millet ne düşünüyor?

Kamuoyu araştırmalarına baktığımızda ilginç bir tablo çıkıyor.

Milletin önemli bölümü terörün bitmesini istiyor.

Silahların susmasını istiyor.

Türkiye’nin kırk yılı aşkın süredir taşıdığı bu yükten kurtulmasını istiyor.

ANAR’ın 2025 Mayıs araştırmasında “Terörsüz Türkiye” sürecini olumlu bulanların oranı yüzde 68,4 olarak ölçülmüştü.

ASAL’ın Ocak 2026 araştırmasında bu oran yüzde 56,6’ya geriledi.

Oran düşmüş olabilir.

Ama çoğunluk hâlâ sürecin arkasında.

Buraya kadar mesele açık.

Milletin önemli bir bölümü terörün sona ermesini destekliyor.

Fakat…

Bir başka soru daha var.

“Peki nasıl?”

İşte bu sorunun cevabı o kadar net değil.

Destek başka, güven başka

Ankara’da siyasetin koridorlarında en çok konuşulan konulardan biri de bu.

“Terör bitsin” diyen çok.

Ama “Bu süreç gerçekten başarıya ulaşacak mı?” diye sorulduğunda aynı rahatlık yok.

Özellikle silahların tamamen bırakılıp bırakılmayacağı…

Sürecin nereye kadar gideceği…

Öcalan’ın rolünün ne olacağı…

Devletin hangi adımları atacağı…

Bütün bunlar toplumun bir bölümünde soru işareti oluşturuyor.

Yani milletin önemli bir kesimi hedefe itiraz etmiyor.

Usule bakıyor.

Yönteme bakıyor.

Güvene bakıyor.

Bir başka ifadeyle:

Millet barış istiyor ama bedel ödemek istemiyor.

Daha doğrusu…

Yeni bir hayal kırıklığı yaşamak istemiyor.

Şehit ailelerinin sessizliği de duyulmalı

Bu noktada Ankara’daki siyasi hesapların ötesine bakmak gerekiyor.

Şehit evlerine…

Gazilerin hayatına…

Yıllardır aynı acıyı taşıyan anne ve babalara…

Onların söylemediği cümleleri de duymak gerekiyor.

Çünkü bu mesele sadece bir kanun maddesi değildir.

Bir Meclis oylaması değildir.

Bir siyasi parti başarısı hiç değildir.

Bu mesele, doğrudan doğruya insanların hayatına dokunuyor.

Kiminin evine ateş düştü.

Kiminin evladı gitti.

Kiminin hayatı bir mayınla, bir kurşunla, bir saldırıyla değişti.

O nedenle süreç ilerlerken bir ölçü daha var:

Şehitlerin emaneti.

Gazi ve şehit yakınlarının hassasiyeti.

Devletin kararlılığı.

Milletin vicdanı.

81 ilin gözü sahada olacak

Bugün 81 ilin valisiyle yapılan koordinasyon toplantısı da bu nedenle önemli.

Çünkü artık Meclis aşaması geride kaldı.

Kâğıt üzerindeki düzenlemeden söz etmiyoruz.

Sahadan söz ediyoruz.

Uygulamadan söz ediyoruz.

Vatandaşın günlük hayatında ne değişecek?

Güvenlik nasıl sağlanacak?

Silahların bırakıldığı nasıl teyit edilecek?

Devlet kurumları nasıl hareket edecek?

Toplumdaki kaygılar nasıl giderilecek?

Bütün bunların cevabı sahada verilecek.

Bir yasa, Meclis’te 467 oyla kabul edilebilir.

Ama toplumsal güven, 467 oyla oluşmaz.

Güven zaman ister.

Şeffaflık ister.

Tutarlılık ister.

En önemlisi de sonuç ister.

Şimdi sıra millette

Meclis çok geniş bir mutabakat ortaya koydu.

Bu önemli.

Hem de çok önemli.

Çünkü Türkiye'nin kırk yıllık meselesinde siyasi aktörlerin önemli bir bölümü aynı hedef doğrultusunda oy kullandı.

Fakat Meclis'in kapısından çıkan kararın milletin gönlünde de karşılık bulması gerekiyor.

Bunun yolu belli.

Silahlar gerçekten susacak.

Terör gerçekten bitecek.

Şehitlerin emaneti korunacak.

Gazilerin hassasiyeti gözetilecek.

Süreç şeffaf yürütülecek.

Devletin kırmızı çizgileri net olacak.

Ve vatandaş, “Evet, bu kez farklı” diyebilecek.

Ankara'da dün önemli bir adım atıldı.

467 oyla…

Şimdi daha zor olan başlıyor.

Meclis’teki mutabakatı toplumsal mutabakata dönüştürmek.

Çünkü mesele sadece kanun çıkarmak değil.

Mesele, milletin yüreğine dokunabilmek.

Türkiye kırk yıllık yarasını kapatmak istiyor.

Meclis kapıyı araladı.

Şimdi o kapıdan milletin de güvenle geçmesi gerekiyor.

Bunun tek anahtarı var:

Samimiyet.

Ve elbette…

Sonuç.

Terörsüz Türkiye TBMM