İki hemşehrinin gönül sohbeti

Hasan Taşkın

Hasan Taşkın

Genel Yayın Yönetmeni
Tüm Yazıları

Dün öğleden sonra Meclis koridorlarındaydık. Ankara’nın siyaseti, Türkiye’nin gündemi, odalarda süren görüşmeler… Ama bazen büyük binaların içinde en kıymetli anlar, resmi toplantılarda değil; samimi sohbetlerde yaşanır.

Yeni Ankara Gazetesi’nin sahibi, duayen gazeteci Ali Çetin Bey yanıma geldi.

“Haydi Necmettin Erkan'ı ziyaret edelim” dedi.

Gittik.

Kapı açıldı.

İçeride AK Parti Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkan vardı.

Bir anda oda, makam odası olmaktan çıktı…

Kırşehir’e döndü.


Ali Çetin…

1960 doğumlu.

Daha 13 yaşında gazeteciliğe başlamış.

Yani çocuk yaşta mesleğin içine girmiş.

Çıraklıktan yetişmiş.

Matbaada mürekkep kokusunu solumuş.

Sayfa sekreterliğini görmüş.

Muhabirliği yaşamış.

Yazı işlerinde bulunmuş.

Kısacası bu mesleğin okulundan değil, mutfağından gelmiş.

Bugün patron koltuğunda otursa da, emeğin ne olduğunu bilenlerden.

Çıraklıktan patronluğa uzanan bir hikâye…

Kolay yazılmamış bir başarı öyküsü.

Hala yerel Ulus Gazetesi ve ulusal yayın yapan Ankara merkezli Yeni Ankara Gazetesinin başında.

Ama hedefi yalnızca başkent sınırları değil.

Yerelden beslenen, ulusal ölçekte söz söyleyen bir yayın çizgisi kurmak.

Ankara’nın nabzını tutarken, Anadolu’nun sesini de Türkiye’ye duyurmak.

Yeni Ankara’nın yürüdüğü yol tam da bu.

Yerel kalıplara sıkışmadan, başkent merkezli ama ülke gündemine hitap eden bir medya anlayışı.

Ali Çetin Bey’in yıllara dayanan tecrübesi de bu vizyonun temel taşı.


Necmettin Erkan…

1977 Kırşehir doğumlu.

Devlette önemli görevlerde bulunmuş.

Ticaret Bakanlığı’nda Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürü olarak çalışmış.

İki yüksek lisans yapmış.

Kitaplar yazmış.

Şimdi ise memleketinin vekili.

Masasında dosyalar, zihninde projeler…

Kırşehir için koşturan bir siyasetçi profili.

Ali Çetin Bey içeri girdi.

Necmettin Bey ayağa kalktı.

Hürmetle karşıladı.

“Hoş geldin abi” sıcaklığı vardı tavrında.

İşte Anadolu terbiyesi budur.

Makam gelir geçer…

Saygı kalır.

Sonra sohbet başladı.

Ne siyaset polemiği vardı…

Ne protokol dili…

Ne yapay cümleler…

Sadece iki hemşehrinin memleket konuşması vardı.

Kırşehir’in hali…

Kırşehir’in yarını…

Kırşehir’in beklentileri…

Kırşehir’in çocukları…

Necmettin Erkan anlatıyor:

400 yataklı yeni devlet hastanesi…

MKE yatırımı…

Organize Sanayi Bölgesi genişlemeleri…

Çevre yolu…

Spor tesisleri…

Millet Bahçesi…

Her cümlede bir hedef…

Her başlıkta bir emek.

Dinlerken şunu düşündüm:

Bir şehri sevmek, sadece sözle olmaz.

Taş üstüne taş koymak gerekir.

Ali Çetin Bey’in gözlerinde gurur vardı.

Çünkü karşısında, memleketine hizmet eden bir hemşehrisi oturuyordu.

Necmettin Bey’in tavrında ise tevazu vardı.

Çünkü karşısında, ömrünü basına vermiş bir büyüğü vardı.

Bazen bir fotoğraf çok şey anlatır.

Dünkü kare de öyleydi.

Türkiye’nin bugün en çok ihtiyacı olan şey nedir biliyor musunuz?

Samimiyet.

Gösterişsiz muhabbet.

Hesapsız dostluk.

Memleket için ortak dertlenme.

Dün o odada bunların hepsi vardı.

Bir yanda kalemiyle hizmet eden bir gazeteci…

Bir yanda makamıyla hizmet eden bir milletvekili…

İkisinin de ortak cümlesi aynıydı aslında:

“Kırşehir daha iyi olsun.”

Gerisi teferruat.


Allah iki kıymetli hemşehrimize de sağlık versin.

Muhabbetlerini daim etsin.

Memleket sevdalarını eksiltmesin.

Kırşehir