Gazi Meclis'te 15 Temmuz... Kulislerde duyduklarım
Dün yine Gazi Meclis'teydik...
Tarih...
15 Temmuz'un 10. yılı.
Mekân değişmedi.
Bombaların hedef aldığı o bina...
Millet iradesinin dimdik ayakta kaldığı çatı...
TBMM.
Sabah, Meclis Camii'nde Mevlid-i Şerif...
Şehitler için dualar.
Ardından anıtlara bırakılan karanfiller...
Fotoğraf sergileri...
Bombalanan Meclis'in duvarları...
O geceyi anlatan gazete manşetleri...
Gençler dikkatle inceliyor.
Bir lise öğrencisi arkadaşına dönüp:
"Gerçekten Meclis'i bombalamışlar mı?" diye soruyor.
Yanındaki yaşlı bir gazi cevap veriyor:
"Evladım... Biz onu yaşayarak gördük."
İşte...
Nesilden nesile aktarılması gereken hafıza budur.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ev sahibiydi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan salona geldiğinde uzun süre alkışlandı.
Devlet Bahçeli yerini aldı.
Bakanlar...
Milletvekilleri...
Şehit aileleri...
Gaziler...
Devletin zirvesi aynı salondaydı.
Ama ben her zamanki gibi kürsüden çok koridorlara baktım.
Çünkü siyasetin nabzı biraz da kulislerde atar.
Bir AK Partili milletvekiline sordum:
"10 yıl geçti... Bugün en önemli mesaj ne?"
Hiç düşünmeden cevap verdi:
"Rehavete yer yok."
Tam o sırada başka bir vekil söze girdi:
"15 Temmuz'u tarih kitaplarına bırakacak lüksümüz yok."
Not defterime aynen yazdım.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşurken salonda tam bir sessizlik vardı.
İki cümlesi özellikle dikkat çekti.
"Tehlike hâlâ devam ediyor."
"Unutmayacağız, tetikte olacağız."
Konuşma bitti.
Koridorlarda aynı cümleler konuşuluyordu.
Bir eski bakanın yorumu dikkat çekiciydi:
"Asıl mücadele hafızayı diri tutmaktır."
Sohbet dönüp dolaşıp o geceye geldi.
15 Temmuz 2016...
Saatler ilerliyor...
Ankara semalarında savaş uçakları...
Meclis olağan çalışmasını bitirmiş.
Derken telefonlar çalmaya başlıyor.
Milletvekilleri yeniden Meclis'e koşuyor.
Tam 106 milletvekili...
Partiler farklı.
Ama hedef bir.
Millet iradesini korumak.
Bombalar düşüyor.
Saat...
02.33...
Sonra...
03.20...
Ve...
03.33...
Meclis üç kez vuruluyor.
Camlar kırılıyor.
Koridorlar sarsılıyor.
Ama kimse binayı terk etmiyor.
Sığınakta ortak bildiri hazırlanıyor.
AK Parti...
CHP...
MHP...
O gece siyasi rekabet kapının dışında kalıyor.
İçeride sadece Türkiye var.
İşte bunun için Meclis'e "Gazi" deniliyor.
Koridorda eski bir milletvekiliyle karşılaşıyorum.
Bir an duruyor.
Bombalanan tavana bakıyor.
Sonra yavaşça şöyle diyor:
"İnsan bazı sesleri hiç unutmuyor."
Başka söze gerek kalmıyor.
Dünkü programın en önemli tarafı belki de buydu.
Sadece geçmiş konuşulmadı.
Gelecek de konuşuldu.
Gençler...
Milli birlik...
Devletin kurumları...
Yeni tehditler...
Yabancı istihbarat örgütleri...
Hepsi kulis sohbetlerinin konusuydu.
Numan Kurtulmuş'un ev sahipliği de takdir topladı.
Farklı partilerden milletvekilleri aynı noktada birleşiyordu.
"Birlik görüntüsü güçlüydü."
Bu cümleyi gün boyunca defalarca duydum.
15 Temmuz, sadece bir darbe girişiminin bastırıldığı tarih değildir.
O gece...
Tankın önüne yatan vatandaşın...
Sela okuyan müezzinin...
Bombalar altında görevini bırakmayan milletvekilinin...
Canını ortaya koyan polisin...
Silahını millete doğrultmayan askerin...
Yazdığı ortak destandır.
Meclise atılan bombaları izleri...
Duruyor...
Hep duracak...
Dün Meclis'ten ayrılırken bombaların izlerini bir kez daha gördüm.
Ama millet hafızasını kaybederse...
İşte asıl yıkım o zaman başlar.
Allah 15 Temmuz şehitlerimize rahmet eylesin.
Gazilerimize sağlık ve afiyet versin.
Bu millet bir daha böyle bir ihanet gecesi yaşamasın.
Ve Gazi Meclis'in duvarlarında yankılanan o irade, nesilden nesile yaşamaya devam etsin.
Tanklara karşı çıplak eller: Bir milletin yeniden doğuş hikayesiGüncel