Gazeteci gözüyle bakınca...
Bazen bir üniversite rafında duran tez, sadece tez olarak kalır.
Tozlanır.
Arşive girer.
Birkaç akademisyenin dışında kimsenin haberi olmaz.
Ama bazen...
O tez raflardan çıkar.
Kitaba dönüşür.
Toplumun hafızasına karışır.
Geçtiğimiz günlerde Sakarya Üniversitesi'nde buna güzel bir örnek yaşandı.
Gazeteci-Yazar Basın İlan Kurumu Ankara Bölge Müdürü Atakan Çelik...
Yıllarca Anadolu Ajansı'nın içinde çalışmış.
Muhabirlik yapmış.
Editörlük yapmış.
Yöneticilik yapmış.
Yaklaşık çeyrek asırlık saha tecrübesini bir yüksek lisans tezine dönüştürmüş.
Tezin adı...
"Uluslararası Çok Dilli Yayıncılıkta Anadolu Ajansı'nın Rolü."
Sonra o çalışma büyümüş.
Derinleşmiş.
Arşivler açılmış.
Belgeler incelenmiş.
Tanıklıklar eklenmiş.
Ve ortaya "Yüzyılın Tanığı: Anadolu Ajansı'nın Asırlık Öyküsü" çıkmış.
Sakarya Üniversitesi de bunu görmezden gelmemiş.
Mezunlar Buluşması'nda...
Rektör Prof. Dr. Hamza Al, Atakan Çelik'e teşekkür belgesi takdim etmiş.
Gerekçe dikkat çekici...
Bir yüksek lisans tezinin kitaplaşarak literatüre kazandırılması.
Aslında verilen belge yalnızca yazara değil...
Akademik üretimin toplumla buluşmasına verilmiş bir takdir.
Gazetecilikte bir söz vardır.
"Masada yazılan bilgiyle sahada öğrenilen bilgi aynı değildir."
Atakan Çelik'in farkı da burada.
Yıllarca haberin mutfağında bulunmuş.
Olayların içinde yaşamış.
Sonra aynı birikimi akademik disiplinle harmanlamış.
Saha tecrübesi ile üniversite bilgisini aynı potada eritmiş.
Kolay rastlanan bir tablo değil.
Kitap da sıradan bir kurum tarihi değil.
Anadolu Ajansı'nın kuruluşunu anlatırken...
Bir milletin yeniden ayağa kalkışını anlatıyor.
İşgal altındaki İstanbul'u...
Anadolu'ya geçen aydınları...
Geyve'de filizlenen o tarihi fikri...
Mustafa Kemal Paşa'nın öncülüğünde kurulan haber teşkilatını...
Ve Milli Mücadele'nin dünyaya duyurulan sesini...
Belgelerle ortaya koyuyor.
Çünkü bazen...
Bir haber ajansının tarihi, aslında bir ülkenin hafızasıdır.
Dikkatimi çeken bir başka ayrıntı...
Kitap 6 Nisan'da, Anadolu Ajansı'nın kuruluş yıl dönümünde yayımlandı.
Kısa sürede ilk baskısı tükendi.
Ardından kültür ve sanata katkı alanında ödüle layık görüldü.
Şimdi de mezun olduğu üniversiteden teşekkür belgesi aldı.
Emek...
Karşılığını bazen gecikmeli verir.
Ama mutlaka verir.
Bugün üniversitelerde binlerce tez hazırlanıyor.
Keşke daha fazlası raflarda beklemek yerine okuyucuyla buluşsa.
Çünkü bilgi...
Paylaşıldıkça değer kazanıyor.
Kitaplaştıkça kalıcı oluyor.
Ve bazen...
Bir yüksek lisans tezi...
Bir asrın hafızasına dönüşebiliyor.