Feti Yıldız: Milliyetçi Hareketin Hukuk Kalesi
Türk siyasetinde bazı isimler vardır; kürsüden çok metinlerde, sloganlardan çok hukuki satırlarda etkisini gösterir. Feti Yıldız, işte bu isimlerden biri. Milliyetçi Hareket Partisi’nin “hukuk aklı”, Devlet Bahçeli’nin en güvendiği yol arkadaşlarından biri ve MHP’nin son yıllardaki en kritik başlıklarının mimarlarından.
25 Mayıs 1953’te Yozgat’ın Devecipınar köyünde doğan Yıldız, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Ancak onu yalnızca “hukukçu” olarak tanımlamak eksik kalır. Yıldız’ın siyasi kimliği, 1970’lerin sert ideolojik ikliminde, Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanlığı ile şekillendi. Türkiye’nin sağ-sol çatışmalarıyla sarsıldığı o yıllarda, milliyetçi gençliğin ön saflarında yer aldı. Bu dönem, onun siyasetle hukuk arasındaki dengeyi kurma refleksini de belirledi.
12 Eylül 1980 öncesi ülkücü hareket içindeki aktif rolü, Feti Yıldız’ı milliyetçi camiada bilinen ve ağırlığı olan bir figür haline getirdi. Darbe sonrası ise sahada değil, adliyelerdeydi. Avukatlık mesleğini sürdürürken, “hukukun üstünlüğü” vurgusunu milliyetçi siyasetle birlikte anan nadir isimlerden biri oldu.
Asıl kırılma noktası, Devlet Bahçeli döneminde geldi. Bahçeli’nin başdanışmanlığı görevini üstlenen Yıldız, partinin hukuk ve seçim stratejilerinde belirleyici rol oynadı. 18 Mart 2018’de MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına getirilmesi, bu güven ilişkisinin kurumsal karşılığıydı. Ardından 27. Dönem İstanbul Milletvekili seçildi ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi oldu.
Bugün MHP kulislerinde Feti Yıldız için kullanılan iki ifade dikkat çekici: “Bahçeli’nin sağ kolu” ve “partinin hukuk kalesi.” Bu tanımlar, yalnızca parti içi bir saygıyı değil, aynı zamanda devlet refleksiyle hareket eden bir siyaset tarzını da anlatıyor.
Son dönemde Yıldız’ı kamuoyunun gündemine taşıyan başlık ise “umut hakkı” tartışmaları oldu. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları ve infaz rejimi konusunda yaptığı açıklamalar, hem hukuki hem siyasi açıdan ciddi yankı uyandırdı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyum vurgusu yapan Yıldız, bu konunun ideolojik değil, hukuki bir mesele olduğunu özellikle vurguladı.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ndaki rolüyle birlikte “Terörsüz Türkiye” sürecini ise net bir dille tanımladı:
“Tartışmaya kapalı, ertelenemez ve geri dönülmez bir devlet meselesi.”
Bu çerçevede, terör örgütü PKK ve terörist başı Abdullah Öcalan bağlamında yürütülen “umut hakkı” tartışmalarında, siyasi partiler arasında bir uzlaşı zemini oluştuğunu söylemesi, Ankara’da dengeleri değiştiren çıkışlardan biri oldu. Yine infaz rejiminde olası değişikliklerle on binlerce hükümlünün tahliyesini gündeme taşıması, Yıldız’ın yalnızca hukukçu değil, aynı zamanda stratejik bir siyasetçi olduğunu bir kez daha gösterdi.
Feti Yıldız’ın hikâyesi, 1980’lerin ideolojik sokak mücadelesinden, 2020’lerin anayasa ve infaz tartışmalarına uzanan uzun bir çizgi. Bu çizgide değişmeyen tek şey ise “devlet, millet ve hukuk” vurgusu.
MHP’nin 57. kuruluş yıl dönümünde partisini “Türk milletinin yıkılmaz kalesi” olarak tanımlayan Yıldız, bugün de Milliyetçi Hareket’in hem hafızasını hem de hukuki omurgasını temsil ediyor.
Belki de Feti Yıldız’ın siyasetten çıkardığı en temel ders şu:
Mücadele biçim değiştirir, zemin değişir; ama dava bitmez.