Cüzdanımızdaki yangın...

Hasan Taşkın

Hasan Taşkın

Genel Yayın Yönetmeni
Tüm Yazıları

Bir ülkenin gerçek nabzı bazen Meclis kürsüsünde değil…
Pazar filesinde atar.

Geçen gün pazarda bir nineyle ayaküstü sohbet ettik. Elinde iki poşet… Ama poşetin biri neredeyse boş.

“Fiyatlar nasıl?” diye sordum.

Başını salladı:
“Evladım… Geçen hafta aldığım domates bu hafta iki katı.”

Cümle kısa… Ama memleketin özeti gibi.

Vatandaş bugün pazara gidiyor, eli titreyerek alışveriş yapıyor. Kasaba uğruyor, etiketlere bakıp geri dönüyor. Markette rafların önünde uzun uzun duran insanlar görüyorsunuz. Eskiden ürün seçerlerdi… Şimdi fiyat seçiyorlar.

Nisan enflasyonu açıklandı. Yıllık yüzde 32’nin üstünde. Mutfakta hissedilen oran daha ağır. Resmî rakam başka, tencerenin hesabı başka.

Emekli ayrı dertli.

Ocak ayında zam yapıldı. En düşük maaş 20 bin liraya çıktı. Kâğıt üzerinde artış var. Ama emeklinin cebinde aynı rahatlama yok. Çünkü maaş artıyor… Fiyatlar daha hızlı koşuyor.

Şimdi herkes Temmuz’u bekliyor.
“Yeni zam gelecek” deniyor.

Peki soru şu:
Zam mı geliyor… Yoksa kayıp mı telafi ediliyor?

Çünkü market, eczane, elektrik faturası derken para daha cebe girmeden eriyor.

Bir vatandaş anlattı:
“Marketten aldığım sade soda 12 lira… Cafede aynı soda 60 lira.”

İnsan ister istemez soruyor:
Bu nasıl fark?

Elbette kira var… Personel gideri var… Vergi var… Ama beş kat fiyat da vicdanı zorluyor.

Vatandaş artık yalnızca geçim sıkıntısı çekmiyor… Adalet duygusu da yara alıyor.

Hükümet enflasyonla mücadele ediyor. Faiz politikaları, mali disiplin, denetimler, tarım destekleri… Hepsi önemli. İyi niyetli adımlar da var.

Ama Anadolu’da vatandaşın ölçüsü farklıdır.

O, ekonomi programını grafikle değil…
Cüzdanıyla değerlendirir.

Pazarda filesi doluyorsa umutlanır.
Kasaba girerken korkmuyorsa güvenir.
Torununa harçlık verirken mahcup olmuyorsa “işler düzeliyor” der.

Bugün en büyük sorun şu:
Maaş artıyor ama alım gücü büyümüyor.

Çiftçi mazottan şikâyetçi.
Nakliyeci maliyetten şikâyetçi.
Esnaf kiradan şikâyetçi.
Emekli ise hayat pahalılığından.

Zincirin her halkası yanınca, ateş dönüp mutfağa vuruyor.

Türkiye büyük ülke. Üreten insanı var. Toprağı var. Genç nüfusu var. Sanayisi var. Ama yıllardır şu enflasyon meselesini bir türlü hayatımızdan çıkaramadık.

Ekonomi sadece rakam işi değildir.
Güven işidir.
Hissetme işidir.

Vatandaş bugün cebindeki paraya bakıp yarından korkuyorsa, orada hâlâ çözülmesi gereken mesele var demektir.

Cafedeki 60 liralık soda…
Pazardaki domates…
Emeklinin eriyen maaşı…

Aslında hepsi aynı hikâyenin parçaları.

Millet artık laf değil…
Rahat nefes almak istiyor.

Çünkü cüzdandaki yangın büyürse, toplumun sabrı da yavaş yavaş kül olur.

ekonomi Emekli enflasyon zam