CHP’de kavga derinleşiyor…

Hasan Taşkın

Hasan Taşkın

Genel Yayın Yönetmeni
Tüm Yazıları

Ankara’da artık sadece kurultay değil, bir “veliahtlık savaşı” konuşuluyor.
-------

Ankara’yı bilen bilir…

Bazı siyasi kavgalar görünen sebeple yapılır.
Bir de görünmeyen sebep vardır.

CHP’de bugün yaşanan fırtınanın görünen tarafı:
“Mutlak butlan” kararı.

Ama perde arkasında başka hesaplar da var.

Ekrem İmamoğlu hesabı…
2028 hesabı…
Ve parti içindeki güç dengeleri…


Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği “mutlak butlan” kararıyla birlikte CHP’de taşlar yerinden oynadı.

38. Olağan Kurultay’ın yok hükmünde sayılması…
Ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden göreve dönüşü...

Parti içinde büyük kırılma yarattı.

Ama Ankara’da herkes biliyor ki mesele sadece Kemal Bey meselesi değil.

Asıl mesele…

Kurulan yeni siyasi düzenin devam edip etmeyeceği.


Çünkü bugün CHP’de yalnızca genel başkanlık tartışılmıyor.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı da tartışılıyor.

Ve bu denklemin tam merkezinde Ekrem İmamoğlu var.

2023 seçimlerinden sonra CHP’de başlatılan “değişim” hareketinin en güçlü siyasi itici unsurlarından biri İmamoğlu’ydu.

“Değişim” dedi.
“Yeni siyaset” dedi.

Ve o süreçte Özgür Özel öne çıktı.

Bugün CHP yönetimini oluşturan siyasi iklimin arkasında bu sürecin etkisi büyük.

Şimdi Ankara’da şu soru soruluyor:

Kılıçdaroğlu geri dönerse…
Bu siyasi denklem bozulur mu?

İşte mevcut yönetimin sert direncinin altında biraz da bu kaygının olduğu konuşuluyor.


Bir başka gerçek daha var.

Kemal Kılıçdaroğlu dönemi yıllarca seçim kayıpları nedeniyle eleştirildi.

Ama bugün parti içinde birçok kişi geçmişe dönüp başka bir şeyi hatırlıyor:

CHP o dönemde bu kadar yoğun yolsuzluk, operasyon, usulsüzlük ve tutuklama haberleriyle anılmıyordu.

Bugün ise tablo ağır.

Belediyeler üzerinden yürüyen soruşturmalar…
Rüşvet iddiaları…
İhale tartışmaları…
Gözaltılar…
Tutuklamalar…

Partinin yıllarca savunduğu “ahlaki üstünlük” söylemini ciddi biçimde yıprattı.

İşte bu yüzden Kemal Kılıçdaroğlu’nun şu sözü Ankara’da dikkatle not edildi:

“CHP haramın ve kirlenmişliğin sığınağı olamaz.”

Bu söz yalnızca bir eleştiri değil…
Aynı zamanda mevcut yönetime verilmiş güçlü bir mesajdı.

Ve yine Kılıçdaroğlu’nun bir başka sözü bugün yeniden hatırlatılıyor:

“Sırtımdan hançerlendim.”

Ankara’da bazı eski CHP’liler artık bu cümleyi farklı yorumluyor.

Çünkü bugün partinin geldiği noktaya bakıp şu soruyu soruyorlar:

“13 yıl partiyi taşıyan lidere yapılan tasfiye… CHP’yi daha mı iyi bir yere götürdü?”

Ve işin duygusal tarafı da var.

Bugün CHP Genel Başkanlığı koltuğunda oturan Özgür Özel’i siyasette büyüten isim kimdi?

Kemal Kılıçdaroğlu.

Parti vitrinine taşıyan…
Grup Başkanvekilliği görevini veren…
Ulusal ölçekte görünür hale getiren…

Yine Kılıçdaroğlu’ydu.

İşte bu yüzden parti içinde bazı isimler şu soruyu yüksek sesle soruyor:

“13 yıl yanında yürüdüğü genel başkanına karşı neden bu kadar sert?”

Bu artık sadece siyasi değil…
Bir vefa tartışması.


Bir başka çelişki daha dikkat çekiyor.

Özgür Özel yıllarca “tek adam siyaseti”ni eleştirdi.

Demokrasi dedi.
Katılımcılık dedi.

Ama bugün CHP içinde farklı düşünenlerin dışlandığı…
Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin sistem dışına itildiği…
Eleştirilere tahammülün azaldığı konuşuluyor.

Bu yüzden Ankara kulislerinde şu cümle kuruluyor:

“Tek adamlığı eleştirirken CHP içinde başka bir güç merkezî yapı mı oluştu?”

Sert soru.

Ama artık açık açık konuşuluyor.


Şimdi CHP’de mesele yalnızca bir mahkeme kararı değil.

Bir hesaplaşma yaşanıyor.

Eski kadrolarla yeni kadroların…
Vefa ile tasfiyenin…
Ahlaki söylemle siyasi pratiğin…

Hesaplaşması.

Ve Ankara’da herkes aynı şeyi söylüyor:

Bu kavga kısa sürede bitecek gibi görünmüyor.

CHP