CHP’de iki bayramın perde arkası... Ankara’nın konuştuğu büyük senaryo
Ankara’da önceki gün ilginç bir bayram yaşandı.
Aynı parti...
Aynı şehir...
Ama iki ayrı adres.
Bir tarafta CHP Genel Merkezi.
Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi.
Diğer tarafta Güvenpark.
Özgür Özel, Mansur Yavaş ve onları takip eden kalabalık.
Ardından Anıtkabir yürüyüşü.
Siyaseti uzun yıllardır izleyenler bilir.
Bazen bir fotoğraf, uzun açıklamalardan daha çok şey anlatır.
Önceki gün ortaya çıkan fotoğraf da tam olarak buydu.
CHP artık sadece görüş ayrılığı yaşayan bir parti görüntüsü vermiyor.
Fiilen iki ayrı siyasi merkez görüntüsü veriyor.
Ankara kulislerinde konuşulan asıl hikâye ise çok daha büyük.
İddialara göre Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu cephesi arasında güçlü bir siyasi mutabakat bulunuyor.
Bu mutabakata göre Ekrem İmamoğlu'nun içinde bulunduğu hukuki süreç nedeniyle siyasi temsil görevi bir süreliğine Özgür Özel tarafından yürütülüyor.
Özgür Özel, İmamoğlu'nun siyasi hattını ve tabanını temsil ediyor.
Ve zamanı geldiğinde cumhurbaşkanlığı yarışında İmamoğlu adına "emanetçi aday" olarak sahneye çıkıyor.
Ankara'da konuşulan senaryo bu.
Ancak plan bununla sınırlı değil.
Denklemin ikinci ayağında Mansur Yavaş bulunuyor.
Kulislerde anlatılanlara göre Özgür Özel ve Mansur Yavaş aynı siyasi blok içerisinde iki alternatif aday olarak hazırlanıyor.
Bir tarafta Özgür Özel...
Diğer tarafta Mansur Yavaş...
Anketler...
Saha çalışmaları...
Toplumsal karşılık...
Kim daha güçlü görünürse son aşamada diğer isim onun arkasında duracak.
Bir anlamda iki adaylı ama tek hedefli bir strateji.
Önceki gün Güvenpark'ta verilen görüntüler ve Anıtkabir'e birlikte yürünmesi de Ankara'da bu çerçevede değerlendiriliyor.
---
Kemal Kılıçdaroğlu cephesinde ise farklı bir yaklaşım var.
Genel Merkez çevresinde konuşulanlara göre öncelik adaylık yarışı değil.
Öncelik partinin yeniden toparlanması ve kontrolün sağlanması.
Kılıçdaroğlu'nun kendisinin cumhurbaşkanı adayı olmayı planlamadığı yönündeki değerlendirmeler ağırlık kazanıyor.
Buna karşılık ilerleyen süreçte Genel Merkez'in kendi aday alternatifleri üzerinde çalışabilecek bir ekip oluşturabileceği de konuşuluyor.
Şimdilik ortada net bir isim yok.
Ancak farklı bir aday arayışının masada olduğu ifade ediliyor.
Bütün bu tartışmaların düğümlendiği yer ise yarın yapılması planlanan CHP Grup Toplantısı.
Aslında yarınki soru şudur:
CHP'de hangi irade geçerli olacak?
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki Genel Merkez'in grup toplantısının yapılmaması yönünde yazılı bir tavır ortaya koyduğu biliniyor.
Şimdi gözler bu tavrın uygulanıp uygulanmayacağında.
Eğer Genel Merkez'in talimatı esas alınır ve grup toplantısı yapılamazsa, bu durum Kılıçdaroğlu'nun parti üzerindeki kurumsal hakimiyetinin güçlü şekilde devam ettiğini gösterecek.
Ancak Özgür Özel buna rağmen grup toplantısını gerçekleştirirse, o zaman ortaya bambaşka bir tablo çıkacak.
Tartışma bir toplantının yapılıp yapılmaması olmaktan çıkacak.
Parti içinde hangi siyasi iradenin meşru kabul edildiği sorusuna dönüşecek.
Belki de CHP krizinin yeni aşaması tam burada başlayacak.
Ankara kulislerinde konuşulan senaryoların önemli bölümü de bu noktada şekilleniyor.
Çünkü yarın yaşanacak gelişmeler yalnızca bir grup toplantısını değil, CHP'nin gelecekte hangi merkez etrafında şekilleneceğini belirleyebilir.
Ve eğer taraflar mevcut pozisyonlarını korursa, yeni siyasi yapılanmaların konuşulması da kaçınılmaz hale gelebilir.
Bugün düşük sesle konuşulan yeni parti ihtimali yarın daha yüksek sesle dillendirilebilir.
Bir başka gerçek daha var.
CHP'de yaşananlar artık sıradan bir parti içi yarış görüntüsü vermiyor.
Taraflar sadece isimler üzerinden ayrışmıyor.
Yöntemlerde ayrışıyorlar.
Parti yönetiminde ayrışıyorlar.
Siyasi hedeflerde ayrışıyorlar.
Bu nedenle Ankara'da birçok siyasetçi, yaşanan sürecin geçici bir kırgınlıktan çok daha büyük olduğunu düşünüyor.
Kopuşun yaşandığını söyleyenlerin sayısı her geçen gün artıyor.
---
Önceki gün ortaya çıkan fotoğrafın özeti şuydu:
Kılıçdaroğlu Genel Merkez'deydi.
Özgür Özel meydandaydı.
Mansur Yavaş tercihini gösteren bir kare içindeydi.
Ve CHP artık eski CHP değildi.
Şimdi gözler yarında.
Belki de yarın yaşanacaklar, önümüzdeki ayların hatta yılların siyasi rotasını belirleyecek.
Ancak bütün bu hesapların, kulislerin, senaryoların ve güç mücadelelerinin üzerinde bir gerçek var.
Siyasetçiler plan yapar.
Partiler hesap yapar.
Kulisler senaryolar üretir.
Ama bütün bunları sessizce izleyen bir de millet vardır.
Ve günün sonunda son sözü ne genel merkezler söyler, ne meydanlar, ne de kulisler.
Son sözü sandık söyler.
İlk seçim geldiğinde, bugün yaşananların hesabını da, kimin haklı kimin haksız olduğunu da, hangi yolun doğru olduğunu da millet kendi iradesiyle ortaya koyar.
Asıl karar da, asıl hüküm de orada verilir.