Bir savaş muhabirinin gözünden Ankara: Burak Ersemiz
1969 İstanbul doğumlu.
Gazeteciliğe lise sıralarında başlamış.
Bulvar, Tercüman…
Sonra Hürriyet, Kanal D, ATV, Show TV, Habertürk…
Muhabirlik yapmış.
İstihbarat şefliği yapmış.
Haber müdürlüğü yapmış.
Ama hepsinden önemlisi…
Savaş muhabirliği yapmış.
İsrail-Filistin hattında…
Afganistan’da…
Kuzey Irak’ta…
Kurşunun, bombanın, kaosun içinden haber geçmiş bir isim.
Van depreminde ise habere gittiği hastanede kuvözdeki bebekleri kurtaran gazeteci olarak hafızalara kazınmış.
Yani…
Hem haberi bilen…
Hem insanlığı bilen bir meslek adamı.
Geçtiğimiz günlerde Ankara’daydı.
Yıllar sonra Başkent’i yeniden görmüş.
Ve bazı notlar düşmüş.
Dikkatle dinledim.
Çünkü bazen dışarıdan gelen göz, içeridekinin görmediğini görür.
Diyor ki:
“Ankara, İstanbul gibi büyüyüp gelişeceğine, sanki bir Anadolu kasabasına dönmüş.”
Ağır cümle.
Ama düşündürücü.
Toplu taşımadan başlamış.
Otobüsler yetersiz.
Belediye otobüsünden çok özel halk otobüsü varmış.
Şoförler adeta yarış halinde.
Ayakta yolculuk eden vatandaş ise savrulup duruyormuş.
Bu manzara bir Başkent’e yakışır mı?
Metro istasyonlarına inmiş.
Temizlik zayıf.
Bank eksik.
Yürüyen merdiven çalışmıyor.
Asansör bozuk.
Yaşlı ne yapsın?
Engelli vatandaş nasıl insin, nasıl çıksın?
Kaldırımlara bakmış.
Yıpranmış.
Kırılmış.
Çökmüş.
Engelli erişimine uygun olmayan yerler çokmuş.
Bir şehir, kaldırımı kadar medenidir.
Sonra çevre temizliği…
Çöp kutuları yetersiz mi?
Personel eksik mi?
Bilinmez.
Ama sokakta görünen tablo iç açıcı değilmiş.
Başkent temiz olmalı.
Hem de örnek olacak kadar temiz.
İşporta…
Her köşe başında.
Her kaldırım kenarında.
Tabela karmaşası…
Dükkan düzensizliği…
Şehir estetiği yara almış.
Bir ayrıntı daha anlattı.
Eczanelerde nöbetçi eczane listesi görememiş.
İstanbul’da var.
İzmir’de var.
Vatandaş gece ilacını nereden alacağını bilsin diye asılır.
Küçük ayrıntı gibi görünür.
Ama şehircilik biraz da ayrıntı işidir.
Ve Kızılay Alt Geçit Çarşısı…
Taklit markalar.
Sahte ürünler.
Herkes görüyor.
Herkes biliyor.
Ama sanki kimse bakmıyor.
Düşündüm…
Dünyanın savaş bölgelerini görmüş bir gazeteci…
Yıkılmış şehirleri gezmiş bir adam…
Ankara’yı görünce şaşırıyorsa…
Durup düşünmek gerekir.
Ankara sıradan bir şehir değildir.
Başkent’tir.
Cumhuriyet’in vitrinidir.
Devletin yüzüdür.
Türkiye’nin kalbidir.
Bu kalbin yorgun görünmeye hakkı yok.
Burak Ersemiz’in sözleri eleştiri değil…
Uyarıdır.
Dostça bir ikazdır.
Bazen şehirleri en iyi sevenler eleştirir.
Umarız duyan olur.
Umarız gören olur.
Umarız Ankara, yeniden Ankara gibi olur.
DEA’dan Venezuela operasyonu: Türkiye detayı yıllar sonra ortaya çıktıGündem