Bir parti bölünürken... Ankara'nın defterine düşülen notlar
Siyasetin de bir hafızası vardır.
Unutmaz.
Bugün söyleneni...
Dün verilen sözü...
Yıllar önce kurulan cümleyi...
Hepsini günü geldiğinde insanın önüne koyar.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin yaşadığı son süreç de öyle...
Sadece bir genel başkan değişimi değil.
Sadece bir mahkeme kararı da değil.
Bir dönemin kapanışı...
Yeni bir dönemin başlangıcı.
CHP...
Cumhuriyetin kurucu partisi.
Çok badire atlattı.
Askerî müdahaleler gördü.
Kapatıldı.
Yeniden açıldı.
Seçim yenilgileri yaşadı.
İç kavgalar gördü.
Ama bu defa yaşanan farklı.
Çünkü ilk kez aynı siyasi gelenekten gelen isimler, aynı çatı altında yürüyemeyeceklerini ilan etti.
Ankara'da haftalardır konuşulan buydu.
"Bu iş ayrılıkla biter."
Nitekim öyle de oldu.
Mahkemenin "mutlak butlan" kararı, CHP'nin zaten derinleşen fay hattını tamamen görünür hale getirdi.
Kararın ardından Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkanlık görevine döndü.
O saatten sonra artık mesele koltuk değildi.
Mesele, partinin geleceğini kimin şekillendireceğiydi.
Sonra ilginç görüntüler yaşandı.
Aynı gün...
İki ayrı toplantı...
İki ayrı konuşma...
İki ayrı mesaj...
Özgür Özel, Meclis'te milletvekilleriyle buluştu.
Kemal Kılıçdaroğlu ise Genel Merkez'de kendi ekibiyle toplantı yaptı.
Aslında fotoğraf her şeyi anlatıyordu.
Parti aynıydı.
Ama yollar ayrılmıştı.
Kulislerde rakamlar konuşuluyordu.
Kim, hangi tarafta?
Kim bekliyor?
Kim sessiz?
Kim kararını açıklamadı?
Siyasette bazen rakamlar da konuşur.
Özgür Özel'in yanında yer alan milletvekili sayısı dikkat çekiciydi.
Kılıçdaroğlu'na bağlı kalanlar ise daha sınırlıydı.
Bir grup milletvekili ise beklemeyi tercih etti.
Çünkü biliyorlardı...
Siyasette bazen acele karar vermenin bedeli ağır olur.
Koridorlarda sadece milletvekilleri konuşulmuyordu.
Telefonlar...
Mesaj grupları...
Gece yarısı yapılan görüşmeler...
Karşılıklı ikna çabaları...
Herkes birbirini arıyordu.
Herkes birbirinin nabzını tutuyordu.
Bir milletvekili arkadaşına...
"Sen ne yapıyorsun?"
Diğeri ona...
"Biraz daha bekleyelim."
Ankara'nın siyaseti biraz da böyle yazılır.
Derken beklenen karar açıklandı.
Özgür Özel, CHP çatısı altındaki son grup toplantısını yaptı.
Ardından yeni siyasi hareket resmen kuruldu.
Yaklaşık doksan milletvekiliyle birlikte yeni bir sayfa açıldı.
Böylece Meclis'in siyasi dengesi de değişti.
Yeni Parti, milletvekili sayısıyla ana muhalefet görevini üstlendi.
CHP ise uzun yılların ardından Meclis'te daha küçük bir gruba dönüştü.
Bu sadece sayı değişikliği değildi.
Komisyonlar yeniden şekillenecek.
Başkanlık Divanı'ndaki denge değişecek.
Grup odaları yeniden dağıtılacak.
Genel Kurul'daki oturma düzeni bile farklılaşacak.
Meclis'te rakamlar, siyasetin dilidir.
O dil artık başka şey söylüyor.
Peki, bundan sonra ne olacak?
İşte cevabı herkesin aradığı soru bu.
Yeni Parti, Türkiye'nin her ilinde kısa sürede teşkilatlanabilecek mi?
CHP, yaşadığı bu büyük kırılmanın ardından yeniden toparlanabilecek mi?
Bugün sessiz kalan milletvekilleri hangi safta yer alacak?
Yerel yönetimlerde bu ayrışmanın yansıması nasıl olacak?
Henüz cevap bekleyen çok soru var.
Ankara'da uzun yıllardır siyaset izleyenler iyi bilir.
Siyasette hiçbir ayrılık, yaşandığı gün bitmez.
Asıl etkisi zaman içinde ortaya çıkar.
Bugün yaşananlar da yalnızca CHP'nin iç meselesi değildir.
Muhalefetin geleceğini...
Meclis'in çalışma düzenini...
Seçim hesaplarını...
Hatta Türk siyasetinin önümüzdeki yıllarını etkileyecek kadar büyük bir kırılmadır.
Ankara'nın kulislerinde bugünlerde en çok konuşulan cümle ise şu:
"CHP bölündü ama siyaset daha yeni hareketleniyor."
Görünen o ki...
Bu hikâyenin son bölümü henüz yazılmadı.