Bir bardak çay... Bir uzun sohbet... Mahmut Arıkan

Hasan Taşkın

Hasan Taşkın

Genel Yayın Yönetmeni
Tüm Yazıları

Ankara'nın siyasetini anlamak için her zaman Meclis kulislerine gitmek yetmez.

Bazen bir parti genel merkezinin koridorlarında yürür, bir genel başkanın makam odasında içilen bir bardak çayın eşlik ettiği sohbetten çok daha fazlasını öğrenirsiniz.

Geçtiğimiz günlerde yolum Saadet Partisi Genel Merkezi'ne düştü.

Kapıda samimi bir karşılama...

Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yılmaz ile kısa bir sohbet...

Ardından birlikte Genel Başkan Mahmut Arıkan'ın makam odasına çıktık.

Çaylar geldi.

Sohbet başladı.

Önceden hazırlanmış cümleler yoktu.

Ezberlenmiş siyasi metinler de...

Türkiye'yi konuştuk.

Ekonomiyi konuştuk.

Terörsüz Türkiye sürecini konuştuk.

Gençlerin umudunu, siyasetin dilini, milletin beklentilerini konuştuk.

Karşımda televizyon ekranlarında gördüğüm siyasetçiden farklı biri yoktu.

Sakin...

Mütevazı...

Dinlemeyi bilen...

Soruyu bitirmeden cevaba başlamayan bir genel başkan...

Bugün siyasette en çok eksikliği hissedilen özelliklerden biri de belki budur.

İnsan bazen ilk izlenimini gizleyemez.

Mahmut Arıkan'ın uzun boyu ve atletik duruşu dikkat çekiyor.

Sohbet sırasında konu gençlik yıllarına gelince sebebi de ortaya çıktı.

Basketbol...

Gençlik yıllarında uzun süre oynadığı spor.

Bir an düşündüm...

Basketbol sadece fizik gücü değildir.

Oyunu okumaktır.

Takım arkadaşını doğru zamanda görmektir.

Sabretmektir.

Doğru hamleyi beklemektir.

Arıkan'ı dinlerken ister istemez bu özellikleri siyasetine de taşıdığını düşündüm.

Önce dinliyor.

Sonra değerlendiriyor.

En sonunda konuşuyor.

Sohbet sırasında yüzünde tebessüm oluşturan bir anısını da paylaştı.

Gençlerle basketbol oynarken attığı üç sayılık isabetli şutun ardından dönüp,

"Üç sayılık attık ama Mehmet Şimşek bunun ikisini vergi diye keser."

demiş.

Salondakiler gülmüş.

Ama ekonomi eleştirisi de yerine ulaşmış.

Siyasette bazen tek cümle, sayfalarca anlatımdan daha etkili oluyor.

Mahmut Arıkan'ın siyasi hikâyesi de dikkat çekici.

Kayseri'de başlayan hayat...

Erciyes Üniversitesinde inşaat mühendisliği eğitimi...

İş hayatı...

Ardından teşkilat çalışmaları...

İlçe teşkilatı...

İl Başkanlığı...

Genel Başkan Yardımcılığı...

Milletvekilliği...

Ve bugün Genel Başkanlık...

Siyasette birçok ismin aksine, basamakları tek tek çıkmış.

Teşkilatın mutfağından gelmiş.

Belki de bu yüzden konuşurken teorik ezberlerden çok sahadaki gözlemlerini anlatıyor.

Söz dönüp dolaşıp Saadet Partisinin geleceğine geldi.

Anadolu'yu dolaştığını anlattı.

Esnafı...

Çiftçiyi...

Sanayiciyi...

Üniversite gençliğini...

Her kesimle temas kurduklarını söyledi.

Genel merkezde bulunduğum süre boyunca da bunu hissettim.

Koridorlarda hareket vardı.

Toplantılar birbirini takip ediyordu.

Teşkilatlardan gelen isimler eksik olmuyordu.

Uzun zamandır Saadet Partisinde görülmeyen bir çalışma temposu dikkat çekiyordu.

Mahmut Arıkan da bunun tesadüf olmadığını söyledi.

Teşkilatın yeniden ayağa kalktığını, Türkiye'nin dört bir yanında yoğun bir çalışma yürüttüklerini anlattı.

Son dönemde yaptığı açıklamalarda da Yargıtay verilerine göre Saadet Partisinin son bir yılda muhalefet partileri arasında en fazla yeni üye kazanan parti olduğunu ifade ediyor.

Elbette siyasette son sözü millet söyler.

Bugünkü hareketliliğin sandığa nasıl yansıyacağını şimdiden kestirmek mümkün değil.

Ama Ankara kulislerinde artık şu cümleyi daha sık duymaya başladığımı söyleyebilirim:

"Saadet Partisi yeniden konuşuluyor."

Bu ilginin oluşmasında Mahmut Arıkan'ın üslubunun ve sahaya ağırlık veren yönetim anlayışının payı olduğunu söyleyenlerin sayısı da az değil.

Siyaset son yıllarda sertleşti.

Sesler yükseldi.

Cümleler ağırlaştı.

Oysa makam odasında geçirdiğim o birkaç saat boyunca farklı bir siyaset dili dinledim.

Eleştirilerini açıkça dile getiren...

Ama hakarete başvurmayan...

İtiraz eden...

Ama öfkeyi siyasetin merkezine koymayan bir üslup...

Katılırsınız ya da katılmazsınız.

Ancak bu tavrın günümüz siyasetinde dikkat çektiği de bir gerçek.

Genel Merkezden ayrılırken Mustafa Yılmaz kapıya kadar eşlik etti.

Koridorlardan çıkarken kendi kendime düşündüm.

Siyasette bazen en büyük değişim, yüksek sesle değil, sakin bir üslupla başlar.

Mahmut Arıkan'ın önünde uzun bir yol var.

Bu yolun nereye varacağını zaman gösterecek.

Fakat makam odasında yaptığımız sohbetten aklımda kalan tek bir cümle oldu:

Bir partiyi sadece seçim sonuçları büyütmez.

Liderinin kurduğu dil, teşkilatına verdiği heyecan ve millete dokunabilme kabiliyeti de büyütür.

Ankara'dan ayrılırken geriye sadece bir sohbet değil, üzerinde düşünmeye değer bir izlenim kaldı.