Bir atkıdan linç çıkar mı?

Hasan Taşkın

Hasan Taşkın

Genel Yayın Yönetmeni
Tüm Yazıları

Ankara… “Trabzon Günleri”… Kalabalık, coşku, sahne, türkü…

Sahnedeki isim: İsmail Türüt.

Ve sonra… Bir hareket… Bir atkı… Ve sosyal medyada kopan fırtına.

Tanırım.

Öyle uzaktan, kulaktan dolma değil… Otuz yılı aşan bir hukukumuz var.

Aynı masaya oturduk. Aynı dertleri konuştuk. Aynı memleket hikâyelerine güldük, bazen sustuk.

Zaman geçti… Hayat araya mesafeler koydu. Ama bazı bağlar vardır, kopmaz.

Şimdi bakıyorum…

Bir kesim, özellikle Çaykur Rizespor taraftarlarından bazıları, sosyal medyada yükleniyor.

Ağır sözler… Hükümler… İnfaz…

Sebep? Bir atkı.

İsmail’i tanıyan bilir.

Kolay adam değildir… Ama net adamdır.

Vatan dedi mi durur. Bayrak dedi mi susar. Memleket dedi mi gözleri değişir.

Karadeniz’i anlatmaz sadece… Yaşar.

Rize’yi anlatır… Trabzon’u anlatır… Ama en çok “biz” der.

Ambarlık’tan çıkıp… Karadeniz’in sesi olmak kolay mı?

Türkü dediğin şey sadece nota değildir. Bir coğrafyadır. Bir kültürdür. Bir hafızadır.

İsmail Türüt işte o hafızadır.

Laz türküsü söyler… Horon oynatır… Ama ayrıştırmaz.

Kendi de “yanlış anlaşıldım” dedi.

Bazen olur.

Sahne sıcağı… Anın heyecanı… Bir hareket, başka yere çekilir.

Ama mesele şu:

Bir insanı tanımadan hüküm vermek… Bir hareketten karakter çıkarmak…

Bu kadar kolay mı?

Karadeniz kültürü…

Birliktir. Beraberliktir. Kardeşliktir.

Rize ayrı mı? Trabzon ayrı mı?

Aynı deniz… Aynı rüzgâr… Aynı türkü.

Şimdi soralım:

Yıllardır “birlik” diyen bir sanatçı… Bir atkıyla “öteki” ilan edilir mi?

İsmail Türüt çürük değil.

Aksine…

Karadeniz’in sert rüzgârında yoğrulmuş, Memleket sevdasıyla ayakta duran bir ses.

Linç kolay…

Anlamak zor.

Ama bazen en çok ihtiyaç duyulan şey… Biraz insaf. Biraz vicdan.