Ankara’da suçun belini büken üç ay
Başkentte üç aylık güvenlik bilançosu… Rakamlar konuşuyor. Ama asıl hikâye rakamların arkasında.
Türkiye’nin başkenti.
Devletin kalbi.
Diplomasinin, siyasetin, bürokrasinin merkezi.
Dolayısıyla Ankara’da güvenlik meselesi, yalnızca Ankara’yı ilgilendirmez.
Burada atılan her adımın, Türkiye’ye bakan bir tarafı vardır.
Son üç aya bakıyorum.
Tablo dikkat çekici.
Ankara İl Emniyet Müdürü Maksut Yüksek’in göreve başlamasının ardından yürütülen operasyonlarda suç örgütlerine, uyuşturucu şebekelerine ve siber dolandırıcılık yapılanmalarına karşı ciddi bir hareketlilik yaşanıyor.
202 kapsamlı operasyon…
743 şüpheli…
331 tutuklama.
Rakamlar soğuktur.
Ama güvenlik alanında rakamların anlattığı çok şey vardır.
Organize suçlara yönelik 141 operasyonda 236 şüpheli yakalanmış.
117’si tutuklanmış.
Uyuşturucu operasyonlarında 109 şüpheli gözaltına alınmış, 39’u tutuklanmış.
Siber dolandırıcılık dosyalarında ise 97 şüpheli yakalanmış, 37 kişi tutuklanmış.
Şimdi burada bir noktaya dikkat.
Mesele sadece operasyon sayısı değil.
Mesele, suçun damarlarına ulaşabilmek.
Örgütün sadece sokaktaki elemanını değil, bağlantısını, para trafiğini, iletişim ağını ve organizasyon biçimini çözebilmek.
İşte istihbarat burada devreye giriyor.
Maksut Yüksek’in mesleki geçmişinde istihbarat ve saha tecrübesinin önemli bir yeri bulunuyor.
Bu nedenle Ankara’daki uygulamada dikkat çeken yöntem şu:
Önce takip…
Sonra analiz…
Ardından operasyon.
Yani rastgele değil.
Nokta atışı.
Ankara Emniyeti’nin farklı birimleri arasındaki koordinasyon da bu sürecin önemli parçalarından biri.
Çünkü günümüzün suçu değişti.
Suçlu artık sadece sokakta değil.
Telefonun içinde.
Bilgisayarın başında.
Banka hesabında.
Sosyal medya platformunda.
Organize suçla mücadele de buna göre değişmek zorunda.
Bir başka başlık ise uyuşturucu.
Burada başarı, yalnızca yakalanan şüpheli sayısıyla ölçülmez.
Asıl mesele, uyuşturucunun Ankara’ya girişinden dağıtım ağına kadar uzanan zinciri kırabilmektir.
Siber suçlarda ise durum daha da farklı.
Dolandırıcılık şebekeleri artık insanların cebine değil, doğrudan dijital hayatına giriyor.
Bu nedenle siber suçlarla mücadele, klasik polislik anlayışının çok ötesinde teknik kapasite gerektiriyor.
Ankara’da son üç ayın tablosu, bu alanlarda da ciddi bir mücadele yürütüldüğünü gösteriyor.
Bir de kamuoyunun önünde yaşanan olaylar var.
Güvenpark eylemleri bunlardan biri.
Bu tür olaylarda görüntü kadar geçmişin de önemli olduğunu düşünüyorum.
Çünkü bir kişinin kamuoyuna sunduğu hikâye ile resmi kayıtların ortaya koyduğu gerçek her zaman aynı olmayabiliyor.
Erdem Çerçioğlu hakkında da kamuoyuna yansıyan bazı iddiaların ardından geçmiş kayıtların yeniden incelendiği ve askerlik döneminde yaşanan 1998 tarihli bir olayla ilgili resmi kayıtların bulunduğu bilgisi gündeme geldi.
Burada gazetecilik açısından önemli olan şudur:
İddia başka şeydir.
Belge başka.
Tespit başka.
Hüküm ise bambaşka.
Dolayısıyla güvenlik olaylarında gerçek, sloganlarla değil; kayıtlarla, soruşturmalarla ve hukuki süreçlerle ortaya konulmalıdır.
Ankara’da bugün dikkat çeken esas mesele ise şu:
Emniyet teşkilatı suç ortaya çıktıktan sonra müdahale eden bir yapı olmakla yetinmiyor.
Suç oluşmadan önce istihbaratla izlemeye, bağlantıları çözmeye ve organizasyonları dağıtmaya çalışıyor.
Bunun adı modern güvenlik anlayışıdır.
Maksut Yüksek’in yönetim tarzında da bu çizginin izlerini görmek mümkün.
Sessiz çalışma…
Sahaya hâkimiyet…
Birimler arası koordinasyon…
Ve sonuç odaklılık.
Üç ay kısa bir zaman.
Bir emniyet müdürünün performansını bütünüyle değerlendirmek için elbette yeterli değildir.
Ama yönü görmek için yeterlidir.
Rakamlar bir yön gösteriyor.
Operasyonlar başka bir şey söylüyor.
Sahadaki tempo ise tabloyu tamamlıyor.
Ankara’nın ihtiyacı da tam olarak bu:
Gösteriş değil, sonuç.
Gürültü değil, istihbarat.
Slogan değil, operasyon.
Ve en önemlisi…
Vatandaşın kendisini güvende hissettiği bir başkent.
Çünkü Ankara sadece devletin başkenti değildir.
Aynı zamanda devletin güvenlik refleksinin de vitrini.
Son üç ayın fotoğrafına baktığımızda görünen şu:
Suça alan bırakmayan, illegal yapıların izini süren ve gerektiğinde sahaya doğrudan müdahale eden bir Ankara Emniyeti var.