Ankara konuştu... Dünya dinledi
Ankara...
Temmuz sıcağı...
Ama asıl sıcaklık Beştepe'nin koridorlarındaydı.
Dünyanın en güçlü liderleri peş peşe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin kapısından içeri giriyor.
Koridorlarda farklı diller...
Salonlarda yoğun diplomasi...
Her odada ayrı bir gündem...
Ama herkesin ortak konusu Türkiye.
Yıllar önce NATO toplantılarında Türkiye daha çok "dinleyen ülke"ydi.
Bugün...
Masaya yön veren ülkelerden biri.
Bu değişim tesadüf değil.
Yılların birikimi...
Sabırlı diplomasi...
Ve güçlü devlet refleksi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın zirve boyunca yürüttüğü diplomasi trafiği dikkat çekiciydi.
Aralıksız görüşmeler...
İkili temaslar...
Kısa ama kritik toplantılar...
Diplomaside bazen bir fotoğraf, sayfalarca bildiriden daha fazla şey anlatır.
Ankara'da verilen kareler de tam olarak bunu söylüyordu.
Türkiye artık vazgeçilemeyecek bir ülke.
Zirvenin en çok konuşulan ismi hiç şüphesiz Donald Trump'tı.
Ankara'ya geldi.
Verdiği mesajlar ise sadece Türkiye'de değil, Avrupa başkentlerinde de dikkatle takip edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a duyduğu saygıyı açıkça ifade etti.
Bu söz sıradan bir diplomatik nezaket cümlesi değildi.
Washington'ın yeni döneme nasıl bakacağının da işaretiydi.
Sonra...
Herkesin beklediği açıklamalar geldi.
CAATSA yaptırımları...
F-35 programı...
Savunma iş birliği...
Yıllardır kilitli duran dosyalar yeniden açıldı.
Uluslararası ilişkilerde bazen bir zirve, yılların yükünü birkaç saat içinde hafifletebilir.
Ankara'da biraz da bunun işaretleri verildi.
Bir ayrıntı gözden kaçmadı.
Türkiye artık sadece güvenlik isteyen bir ülke değil.
Güvenlik üreten bir ülke.
Savunma sanayiinde yaşanan dönüşüm bunun en açık örneği.
Bir zamanlar ithal edilen sistemlerin yerini bugün yerli üretim aldı.
İHA'lar...
SİHA'lar...
Akıllı mühimmat...
Radar sistemleri...
Deniz platformları...
Elektronik harp teknolojileri...
Bugün birçok NATO ülkesi Türk savunma sanayiini dikkatle izliyor.
Savunma sanayii forumunda Türk firmalarının gördüğü ilgi bunun göstergesiydi.
Bir zamanlar kapısını çaldığımız ülkeler...
Bugün Türk teknolojisini konuşuyor.
İşte değişim budur.
NATO Genel Sekreteri de Türkiye'nin savunma sanayiine yönelik olumlu değerlendirmeleriyle dikkat çekti.
Bu sözler diplomasi literatüründe önemli bir not olarak kayda geçti.
Elbette Batı'nın eleştirileri bitmiş değil.
Demokrasi...
Hukuk...
İnsan hakları...
Bu başlıklar konuşulmaya devam ediyor.
Ancak dünya yeni bir güvenlik denklemine girdi.
Rusya...
Karadeniz...
Orta Doğu...
Enerji...
Göç...
Terör...
Bu başlıklar masaya geldiğinde Türkiye'siz çözüm üretmek mümkün görünmüyor.
Gerçek budur.
Ankara Zirvesi bunu bir kez daha ortaya koydu.
Türkiye artık sadece haritada önemli bir ülke değil.
Masada ağırlığı olan bir devlet.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu ağırlığı diplomasiye dönüştürmeye çalışıyor.
Koridorlarda dolaşırken yabancı bir diplomatın şu cümlesi kulağıma geldi:
"Bugün Ankara'da alınacak kararlar sadece NATO'nun değil, önümüzdeki yılların güvenlik mimarisini de şekillendirecek."
Belki de zirvenin özeti buydu.
Türkiye...
Bir yandan ittifakın güçlü üyesi.
Diğer yandan kendi çıkarlarını koruyan bağımsız bir aktör.
İnce bir denge...
Zor bir denge...
Ama Ankara bu dengeyi kurabildiği ölçüde etkisini artırıyor.
Dün Ankara'da sadece bir zirve yapılmadı.
Yeni dönemin fotoğrafı çekildi.
O fotoğrafta Türkiye en ön sıradaydı.
Dünyanın gözü Ankara'daydı.
Türkiye, bir kez daha diplomasinin merkezinde olduğunu gösterdi.
Ve anlaşılıyor ki...
Önümüzdeki yıllarda Ankara'nın masadaki ağırlığı daha da artacak.
Çünkü artık herkes biliyor.
Türkiye'nin olmadığı hiçbir denklem uzun ömürlü olmuyor.