Adanmışlık, gönül coğrafyası ve bir valinin düşündürdükleri

Hasan Taşkın

Hasan Taşkın

Genel Yayın Yönetmeni
Tüm Yazıları

Kırıkkale’de, İslami Değerler Külliyesi’nde düzenlenen hac kafileleri uğurlama ve sertifika törenindeyiz.

Salon kalabalık.

Dua var.

Heyecan var.

Kutsal topraklara gideceklerin yüzlerinde ayrı bir sevinç, geride kalanların gözlerinde ayrı bir hasret...

Programın ardından Kırıkkale Valisi Hüseyin Engin Sarıibrahim ile sohbet ediyoruz.

Sakin.

Samimi.

Resmî cümlelerden uzak.

Daha çok gönülden konuşuyor.

Bir noktada duruyor ve şöyle diyor:

"Bu iş sadece bir yolculuk değil. Bir adanmışlık meselesi. İnsan bunu hem gönlünde hem zihninde hissetmeli. İslam'a, Kur'an'a ve Peygamber Efendimizin ahlakına hizmet anlayışıyla yaşamalı."

Sözün özü bu...

Çünkü mesele sadece hac ibadetini yerine getirmek değil.

Asıl mesele; hayatın tamamına sirayet eden bir ahlakı taşıyabilmek.


Vali Sarıibrahim'in üzerinde özellikle durduğu bir başka konu ise dünyada yükselen İslam karşıtlığı oldu.

Ama dikkat...

Şikâyet dili kullanmıyor.

Suçlayan bir üslup da yok.

Tam tersine, çözümün yine Müslümanların kendi davranışlarında olduğunu düşünüyor.

"Biz güzelliğimizle, sevgimizle, saygımızla, üretimimizle var olmalıyız" diyor.

Okullarımızla...

Üniversitelerimizle...

Bilimle...

Başarı hikâyeleriyle...

Dünyaya örnek olacak bir medeniyet anlayışını yeniden inşa etmemiz gerektiğini anlatıyor.

Bir cümlesi özellikle dikkatimi çekti:

"Biz dünyaya karşı sorumluluğu olan bir milletiz."

Üzerinde düşünülmesi gereken bir ifade.


Sohbet sırasında Avrupa'da yaşayan Türk ve Müslüman toplumuna da ayrı bir parantez açıyor.

Onları "gönül coğrafyamızın elçileri" olarak görüyor.

"Artık sadece orada yaşayan insanlar değiliz" diyor.

"Örnek doktorlar, örnek mühendisler, örnek bilim insanları, örnek siyasetçiler yetiştirmek zorundayız."

Aslında anlatmak istediği şu:

Kimlik, sadece aidiyetle korunmuyor.

Başarıyla...

Ahlakla...

Çalışmayla...

Ve örnek insan yetiştirerek güçleniyor.


Bir başka dikkat çekici tespiti de sivil toplum üzerine.

Son çeyrek asırda Türkiye'de vakıf ve dernek faaliyetlerinin önemli bir mesafe kat ettiğini söylüyor.

İslami Değerler Külliyesi gibi kurumların toplumun manevi bağlarını kuvvetlendirdiğine inanıyor.

Programın hazırlanmasında emeği geçen Bahattin Hoca'ya, üniversite yöneticilerine, sivil toplum temsilcilerine ve katılımcılara teşekkür ediyor.

---

Vedalaşırken hac yolcularına yaptığı duayı da paylaşıyor:

"Rabbim yollarını açık etsin. Gönüllerine genişlik versin. Sabır ve sevgi nasip eylesin."

Kısa ama anlamlı.

Bir valinin ağzından çıkan bürokratik cümleler değil bunlar.

Daha çok bir gönül insanının temennileri.

Ve insan ister istemez düşünüyor:

Bugün dünyanın ihtiyacı belki de daha fazla güçten önce;

Daha fazla ahlaka...

Daha fazla merhamete...

Kırıkkale