Türkiye ormanlarının ateşle imtihanı

Hami Fiskeci

Hami Fiskeci

Yazar
Tüm Yazıları

İklim değişikliğinin yakıcı etkilerini sadece istatistiklerde değil, ciğerlerimizi yakan yangınlarda da hissettiğimiz bir dönemden geçiyoruz.

Türkiye, coğrafi konumu gereği bu küresel krizin en sıcak cephelerinden birinde yer alırken, “Yeşil Vatan”ı korumak adına verilen mücadele de her geçen yıl daha kritik bir hâl alıyor.

Son yıllarda takvimler değiştikçe, yangın mevsiminin süresi ve şiddeti de ne yazık ki artıyor. 2021 yılından bu yana yaşadığımız büyük yangınlar, sadece ağaçlarımızı değil, millet olarak yüreğimizi de derinden sarstı.

Ancak bu zorlu tablo, Türk orman teşkilatının ne kadar dirençli, hazırlıklı ve teknoloji odaklı bir yapıya dönüştüğünü de açıkça ortaya koydu.

Türkiye ormancılığı, teknolojik dönüşümün en güçlü dönemlerinden birini yaşıyor.

İHA’larla ormanlarımızı gözetliyoruz.

Türkiye’nin orman yangınlarıyla mücadelede İnsansız Hava Araçlarını etkin şekilde kullanan öncü ülkelerden biri olması, sadece teknolojik bir başarı değil; aynı zamanda erken tespit, hızlı müdahale ve etkin koordinasyon açısından hayati bir kazanımdır.

Erken tespit sayesinde, yangın daha duman hâlindeyken İHA’lar tarafından belirlenebiliyor.

İHA’lardan gelen koordinatlar sayesinde, alevler büyümeden müdahale ekipleri bölgeye yönlendirilebiliyor.

Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey’in öncülüğünde Orman Genel Müdürlüğü; teknik kapasitesini, teknolojik altyapısını ve insan kaynağını güçlendiren bir anlayışla yangınlarla mücadelede önemli bir dönüşüm süreci yürütmektedir. Bu vizyon; yalnızca araç, ekipman ve teknoloji yatırımlarıyla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda sahada görev yapan personelin eğitimi, koordinasyonu, kurumsal aidiyeti ve müdahale kabiliyetinin artırılmasıyla da desteklenmektedir.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre, ormancılık ve Yeşil Vatan hassasiyeti ile ortaya koyduğu güçlü irade doğrultusunda Orman Genel Müdürlüğü, sadece yangın söndüren bir kurum değil; yangınları önlemeye, erken tespit etmeye, hızlı müdahale etmeye ve yanan alanları yeniden ormanlaştırmaya odaklanan güçlü bir teşkilat yapısına kavuşmuştur.

Bugün OGM; hava gücüyle, kara gücüyle, teknolojik altyapısıyla, yangın gözetleme sistemleriyle, İHA’larıyla, akıllı kuleleriyle ve en önemlisi fedakâr personeliyle Yeşil Vatan savunmasının merkezinde yer almaktadır.

Ancak bu başarının arkasında hüzünlü bir gerçek de vardır: Şehitlerimiz.

Orman yangınlarıyla mücadelede görev başında şehit olan kahramanlarımız, bu mücadelenin yalnızca mesleki değil, aynı zamanda vicdani ve millî bir sorumluluk olduğunu göstermektedir.

Bu mücadele, kimi zaman bir alev hattında, kimi zaman bir dumanın izinde, kimi zaman da bir fidanın yeniden toprakla buluştuğu yerde devam etmektedir.

Ormanlarımızda sadece yangın söndürülmüyor; aynı zamanda gelecek yeniden inşa ediliyor.

Yangınla mücadele, işin sadece görünen ve “sıcak” kısmıdır. Bir de madalyonun diğer yüzü, yani sürdürülebilirlik vardır.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Küresel Orman Kaynakları Değerlendirme Raporu (FRA) verilerine göre Türkiye, ağaçlandırma çalışmalarında Avrupa’da 1. Dünyada ise 3. Sırada yer aldı.

Bu, Türkiye ormancılığı için son derece gurur verici bir gelişmedir.

Ağaçlandırmada yakalanan bu başarı artarak devam edecek; Türkiye, geleceğe nefes olma yolunda emin adımlarla yürümeyi sürdürecektir.

OGM’nin ORKÖY desteklerinden de özellikle bahsetmek gerekir.

Orman köylüsünü kaderine terk etmeyen bir anlayışla; güneş enerjisinden hayvancılığa, üretimden istihdama kadar birçok alanda sağlanan desteklerle orman ve insan arasındaki kadim bağ güçlendirilmektedir

Çünkü orman köylüsü güçlendikçe, ormanlar da daha güçlü korunmaktadır.

Yanan orman alanlarının başka amaçlarla kullanılacağı yönündeki iddialara verilecek en açık cevap ise hem mevzuatımız hem de sahadaki uygulamalarımızdır.

Yanan orman alanları zaman kaybetmeden rehabilite edilmekte, yeniden ormanlaştırılmakta ve geleceğe kazandırılmaktadır

Hiç kimsenin şüphesi olmasın; Orman Genel Müdürlüğü’nün bir metrekare dahi orman alanını kaybetmeye ne müsaadesi ne de rızası vardır.

Bu konuda yasalarımız da, kurumumuzun duruşu da açıktır.

İklim değişikliği artık kapımızda değil, hayatımızın içindedir.

Ancak Türkiye’nin kararlı duruşu, teknolojik üstünlüğü, güçlü teşkilat yapısı ve şehitlerinin mirasına sahip çıkan fedakâr orman personeli, Yeşil Vatan’ın hiçbir zaman sahipsiz kalmayacağının en büyük teminatıdır.

Gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras, bugün korumak için alın teri döktüğümüz daha güçlü, daha dirençli ve daha yeşil bir vatandır.

İklim kriziyle mücadelede Türkiye’nin proaktif yaklaşımının temelinde; ormanlarımız, toprağımız, su kaynaklarımız ve bu değerleri korumak için 187 yıldır görev başında olan köklü bir teşkilat geleneği vardır.

Orman teşkilatımız çok şükür, #YeşilVatan sevdasını yüreğinde ve omuzlarında taşıyan bir kurumdur.

Tam 187 yıldır…