Tabağımızdaki gerçek tavuk mu, hibrit tavuk mu?
Haftada en az iki-üç kez soframıza konuk olan, pratikliği ve nispeten uygun fiyatıyla beslenme rutinimizin başköşesine kurulan tavuk etine ve sabah kahvaltılarımızın vazgeçilmezi yumurtaya son zamanlarda hiç şüpheyle baktınız mı?
Son günlerde en sık duyduğumuz cümle "Tavuk eti yemek cesaret ister, o tavukların yumurtasını da yemek yine cesaret ister" cümlesi ilk duyuşta iddialı bir cümle gibi gelebilir...
Ancak modern tavukçuluk sektörünün kapalı kapıları ardında yaşananlara bakıldığında, bu sitem yerini derin bir sorgulamaya bırakıyor.
Tarım Bakanlığı bütün birimleriyle daha doğal daha organik üretim için koşulları güncelliyor... Ancak üreticiler buna ısrarla direniyor...
Bakalım bu direnme ne kadar sürecek, bu savaşı kim kazanacak...?
Bugün market raflarında ambalajlanmış halde önümüze sunulan tavuklar, genetik olarak hızlı büyümeye odaklanmış, 40-45 gün gibi kısa bir sürede kesim olgunluğuna ulaştırılan hibrit ırklardan oluşuyor.
Doğal döngüsünde aylar sürecek bir gelişimin, daracık kümeslerde, yoğun yem takviyeleri ve kimi zaman enfeksiyon baskısını kırmak adına kullanılan ilaç preparatları eşliğinde haftalara sıkıştırılması akıllara tek bir hayati soruyu getiriyor.
Piyasadaki bu canlılar gerçekten bildiğimiz tavuk mu?
Gün ışığı görmeden, toprağa basmadan, doğasının gereği olan deşelenme dürtüsünü yaşayamadan
yetişen bir canlının ne eti eski bildiğimiz lezzeti taşıyor ne de yumurtası o özlediğimiz besleyiciliği sunuyor.
Sentetik yemlerle ve dar alan stresiyle büyüyen tavuklardan elde edilen gıdalar, vücudumuza şifa vermekten ziyade uzun vadeli sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Softa gelen etin pişerken dağılma biçimi bile eski geleneksel tavuk etiyle olan bağın ne denli koptuğunu kanıtlar nitelikte.
Sağlığımızı ve geleceğimizi korumanın yolu, ne yediğimizin bilincinde olmaktan geçiyor.
İmkânlar dâhilinde imalat sürecine ve yetiştirilme koşullarına güvenilen, bahçede doğal olarak dolaşan, topraktan börtü böcek toplayarak beslenen serbest gezinen tavukları ve onların yumurtalarını tercih etmek artık bir lüks değil, zorunluluktur.
Kendi imkânlarıyla üreten köylüyü ve doğal tarımı desteklemek, aynı zamanda kendi bedenimize gösterdiğimiz saygının bir ifadesidir.
Tabağınızdaki gıdanın kaynağını sorgulamaktan vazgeçmeyin.
Sağlığınızı korumak, tabağınıza neyi koyduğunuzu seçmekle başlar...
İşini doğru yapan üretici ödüllendirilmeli fazladan destek pirimi verilmeli...
Endüstriyel tavukçuluğa yönelik endişeler artarken ve doğal beslenmenin önemi giderek bilinirken
tüketici takipte...!
Herkes yaptığına dikkat etmeli...