Su üretimi bağımsızlığının anahtarıdır!
İnsanlık tarihine baktığımızda medeniyetlerin suyun olduğu yerde kurulduğunu görürüz. Toprak suyla can bulmuş, şehirler suyla büyümüş, tarım suyla bereketlenmiştir. Bugün de değişen bir şey yok.
Enerji kadar kıymetli olan bir başka stratejik güç varsa o da sudur. Sadece bir baraj ya da gölettir deyip geçmeyin.
İçme suyumuz, sulama suyumuz ve elektrik üretim santraliyle birlikte bölgeye hayat veren büyük bir kalkınma yatırımıdır.
Bugün kuraklık tehdidinin dünyanın en büyük problemlerinden biri hâline geldiği bir dönemde, suyu depolayabilmek artık millî güvenlik meselesidir. Çünkü su demek tarım demektir. Tarım demek üretim demektir. Su varsa hayat var.
Üretim demek bağımsızlık demektir. Bu yüzden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen projeler yalnızca teknik yatırımlar değildir, geleceğe bırakılan stratejik miraslardır.
Barajlar sayesinde kuruyan toprak suyla buluşuyor, çiftçi üretmeye devam ediyor, şehirler susuzluk korkusu yaşamıyor. Anadolu’nun bereketi yeniden ayağa kalkıyor.
Elbette mesele sadece suyu depolamak değil…
Suyu korumak da gerekiyor. Bugün hepimizin ortak sorumluluğu; su kaynaklarını kirletmemek, bilinçsiz tüketimden kaçınmak ve gelecek nesillere temiz su bırakabilmektir. Bu sebeple çevreye ve ormanlarımıza daha iyi bakmalı ve onları korumalıyız. Çünkü suyun alternatifi yoktur.
“Su aksın biz bakalım” anlayışı artık geride kalmalı. Su aksın ama biz onu koruyup kollayalım. Bir ülkenin gerçek zenginliği yalnızca yer altındaki madenleri değil, yer üstündeki suyudur.
Çok şükür bugün Türkiye’nin dört bir yanında tamamlanan ve yapımı süren nice baraj, gölet ve sulama projesi var.
Bunlar sessiz ama çok büyük yatırımlardır. Belki manşetlerde her gün yer almıyorlar ama toprağa, üretime ve geleceğe nefes oluyorlar.
Su varsa hayat vardır.
Su varsa bereket vardır...