Konu, tamamen ekonomi!
Tarım, sadece bir ekonomik sektör değil; bir ülkenin bağımsızlığının, gıda güvencesinin ve toplumsal huzurunun temel direğidir.
Ancak bugün, tarlalarımızda filizlenen ürünlerin bereketi, maalesef çiftçimizin yüzündeki endişe ve yorgunlukla gölgeleniyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında Sayın Cumhurbaşkanı’nın dile getirdiği "girdi maliyetlerinin yüksekliği" ve "planlı üretim destekleri" vurgusu, meselenin merkezine dokunuyor.
çünkü tarladaki gerçeklik, kürsüdeki sözlerden çok daha sert ve yakıcıdır. Cumhurbaşkanımız çiftçinin ne yaşadığını en iyi bilenlerden birisidir.
Maliyetler yükseliyor...
Çiftçimiz bugün sadece doğa şartlarıyla değil,
kontrol edilemeyen bir maliyet sarmalıyla mücadele ediyor.
Mazottan gübreye, ilaçtan tohuma kadar her kalemde yaşanan fiyat artışları,
üreticinin belini bükmüş durumda.
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan fiyatların,
bu girdi maliyetlerinin altında kalması, çiftçiyi emeğinin karşılığını alamadığını gösteriyor.
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çiftçimizin yükünü hafifletme yönündeki niyetini ifade etmesi kıymetlidir.
Ancak çiftçi, bir sonraki takvim yılına sarkan ve enflasyonun aşındırdığı, azalan desteklere terk edilmemeli.
Çiftçi, ürettiğinin karşılığını, değerinde almayı bekliyor.
Aslında çiftçinin yaşadığı sorunu Bakanlıkta biliyor herkeste biliyor, sorun tamamen ekonomik...
BÖLGESEL RİSKLER VE YERLİ ÜRETİMİN ÖNEMİ
Dünyanın ve bölgemizin içinden geçtiği hassas süreçler, özellikle de çevremizdeki çatışma riskleri,
gıda arzının ne kadar stratejik bir konu olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
"Yerli ve milli üretim" söyleminin altının doldurulması için tarlanın bereketli tutulması şarttır.
Eğer çiftçimiz, tarlasından zarar ediyorsa, o tarlada üretim durur.
Üretim durursa, yarın o ürünleri çok daha yüksek maliyetlerle dışarıdan almak zorunda kalırız.
Bu durum sadece bir ekonomik kayıp değil, bir milli güvenlik meselesidir.
ÇİFTÇİYİ TARLASINA KÜSTÜRMEYELİM
Bir çiftçinin tarlasına küsmesi, o toprağın sadece o yıl değil, belki de gelecek yıllar boyunca verimsizleşmesi demektir.
Üreticinin borçla değil, kazançla motive edildiği, emeğinin karşılığının piyasa gerçeklerine göre belirlendiği bir model, sürdürülebilir tarımın tek yoludur.
Çiftçinin beklentisi net...
Destekleme modelleri enflasyonun üzerinde, çiftçinin gerçek maliyetlerini karşılayacak şekilde güncellenmeli.
TMO alım fiyatları, üreticinin emeğini ve üretim maliyetini koruyan, çiftçiye "üretmeye devam et" diyecek seviyede olmalı.
Planlı üretim, bürokratik bir zorunluluk değil, çiftçinin gelirini garanti altına alan bir kalkan olmalı.
Tarlalarımızın sessizleşmesi, sofralarımızın boşalması demektir.
Çiftçimizin feryadına kulak verilmelidir.
Çünkü tarlasına küsen bir çiftçi, sadece kendisinin değil, bu ülkenin yarınlarının da küsmesine sebep olur.
Çiftçimizi tarlasına küstürmeyelim, çünkü biz tarlamıza sahip çıkmazsak, geleceğimize hiç sahip çıkamayız.