Gerçek hürriyetin bedeli; "Yerli akıl, milli irade"
"Tam bağımsızlık" kavramı artık sadece askeri değil; finans, enerji, gıda, teknoloji ve kültürel ayaklarıyla bir bütün olarak ele alınmalı.
Unutmayalım ki "başkasının ekmeğiyle doyanın hür olamayacağı" vurgusu, milli ekonomilerin temelini oluşturmaktadır.
Bugün dünyada "bağımsızım" diyen her devletin, bu iddiasının arkasında ne kadar durabileceği,
aslında cebindeki paranın rengine ve fabrikasındaki çarkın kimin yazılımıyla döndüğüne bağlıdır.
Bir ülke düşünün ki; bankası yabancı sermayenin kontrolünde, eğitim müfredatı ithal formatlarla örülü,
ordusunun envanteri ise başka başkentlerin onayına tabi…
Böyle bir yapının, gün gelip menfaatler çatıştığında "hayır" diyebilme lüksü olabilir mi?
İran örneği, diplomatik ve ekonomik izolasyonun ötesinde bir gerçeği fısıldıyor...
İçerideki "Truva atlarını" temizlemeden dışarıdaki düşmana direnemezsiniz.
Eğer bir ülkenin kalbi sayılan büyükelçilikler birer operasyon merkezine dönüşmüşse ve siz teknolojiden finansmana kadar her düğmeyi bir başkasına emanet etmişseniz, iradeniz de o düğmeye basan elin insafına kalmış demektir...
Ekmek, para ve silah; "Üç ayaklı prangadır"
Kabul etsek de, etmesek de hürriyetin manifestosu; "Karnını başkasının ekmeğiyle doyuran adam hür değildir."
Bu gün ülkeler için en gerçekçi savaş ekonomik savaş ve ekonomik savunma hattıdır.
Finansal Egemenlik ise Kendi bankasını, kendi para birimini ve finans sistemini koruyamayan bir ülke,
küresel dalgalanmaların içinde savrulan bir yapraktan farksızdır.
Zenginlik, başkasının kredi musluklarından akan suyla değil, alın teri ve yerli üretimle ölçülür...
Teknolojik Bağımsızlık; Savaş teknolojisini dışarıdan alan bir asker, cephede sadece mühimmatı değil,
aynı zamanda o silahın "kullanma iznini" de sırtında taşır.
Hangarlarımızda yerli kanatlar yükselmedikçe, semalarımız asla tam manasıyla bizim olmayacaktır.
Bir ülkenin uyguladığı, Eğitim sistemi bir milletin ruhunu inşa eder.
Başkasının formatıyla yetişen nesiller, kendi vatanına yabancı, başkasının ideallerine ise asker olur.
Az Olsun, Bizim Olsun devri artık yok hükmündedir, dünya değişiyor...
Tam bağımsızlık yolu meşakkatlidir.
Düşük enflasyon, sürdürülebilir ekonomik büyüme ve yerli sanayi bir gecede mucizelerle inşa edilmez.
Bu yol; demir gibi bir irade, sarsılmaz bir vatan sevgisi ve "yerli ve milli" olanın kıymetini bilmeyi gerektirir.
Belki imkanlarımız başlangıçta kısıtlı olabilir, belki dışarıdan hazır almanın konforu cezbedicidir.
Ancak unutulmamalıdır ki, derme çatma da olsa kendi yaptığın ev, başkasının sarayından daha güvenlidir.
Çünkü o evde irade de, anahtar da sizdedir...
Gelecek, "yerli akıl" ile "milli bileği" birleştirenlerin olacaktır.
Kendi kaynaklarına güvenen, kendi evladının zekasına yatırım yapan ve ekonomik prangalarını birer birer kıran devletler, tarihin her döneminde pâyidar kalmayı başarmıştır...
Allah, gölgesinde yaşama lütfunu verdiği devletimizi, hür iradesiyle ilelebet pâyidar kılsın.