Toros sediri

Enver Baltaş

Enver Baltaş

Yazar
Tüm Yazıları

Toros sediri, halk arasında yaygın bilinen adıyla "Katran Ağacı", aslında doğanın insan karakterine tuttuğu bir ayna gibidir. Nasıl ki dertsiz, tasasız ve çok konforlu bir hayat insanı olgunlaştırmaz, ham bırakırsa; Toros sediri de hazır, yumuşak ve zahmetsiz toprakları sevmez. O, tıpkı hayatın zorluklarıyla yoğrula yoğrula karakteri çelikleşmiş, görmüş geçirmiş bir bilgeye benzer. "Zorluk insanı pişirir" sözünün doğadaki vücut bulmuş halidir.

Bu asil ağacın yolculuğu sonbaharda, genellikle Ekim ve Kasım aylarında başlar. Kozalakları dalında kuruyup dağıldığında, içinden çıkan kanatlı tohumlar rüzgarın sırtına biner. İnsan elinin, ayağının ulaşamadığı o sarp kayalıkların en ince çatlaklarına, yani "imkansız" denilen yerlere sığınır. Orada insan eliyle dikim yapılamaz; o kendi kaderini kendi tayin eder.

O küçücük kaya çatlağında biriken bir tutam toprak ve sonrasında eriyen kar suları, ona "hayata başla" emrini verir. Tıpkı zor zamanlarda insanın içindeki gizli gücü keşfetmesi gibi, sedir de filizlenir filizlenmez "kazık kök" denilen o muazzam silahını çıkarır.
Kökleri bir matkap ucu gibi çalışarak sert kireçtaşını deler, yarar ve su bulmak için metrelerce derine iner.

Düz ovadaki bir kavak ağacı suya kolay ulaşır, hızlı büyür ama ilk sert rüzgarda devrilir. Oysa kayadaki sedir, köklerini taşa geçirmek için büyük bir savaş verdiği için fırtınalara bin yıl boyunca meydan okur. Bize de o heybetli duruşuyla şu dersi verir: "Önemli olan ne kadar rahat bir yerde durduğun değil, ne kadar derine kök salabildiğindir."

Sedirin bu "inatçı" yapısı hakkında ne düşünüyorsunuz?