Hayal, niyet, hedef, mücadele ve sonuç
Hayal etmeden niyetlenemezsin.
Niyetlenmeden başlayamazsın.
Başlamadan hedef koyamazsın.
Hedefin yoksa mücadele de yoktur.
Mücadele etmeden sonuca ulaşamazsın.
Yaklaşık 20 yıl önce, kendimde çözemediğim kepek sorunu beni bu serüvenin içine çekti.
Yaptığım araştırmalarda, cilt sorunlarının genel çözümünde defnenin önemli bir yeri olduğunu öğrendim. Defneyle ilgilenen insanların da çoğunlukla Hatay’da olduğunu fark ettim. İşe doğru yerden başlamam gerekiyordu. Hatay’da defne işi yapan birçok firmayla iletişime geçtim; ancak hepsinin ezbere, geçmişten gelen geleneksel yöntemlerle çalıştığını gördüm. Tohumdan kaynatma usulüyle yağ çıkarılıyor, ardından zeytinyağı ve potasyum kostikle karıştırılarak sabun yapılıyordu.
Oysa defne bu kadar küçük işlere sıkıştırılmamalıydı.
Uluslararası makaleleri inceledim ve defne yaprak yağının insan sağlığı açısından adeta bir mucize olduğunu gördüm. Aradığım tam olarak buydu. Peki, defne yaprak yağı nasıl çıkarılabilirdi?
Zeytinyağında bekletmeyi, kantaron gibi kullanmayı düşündüm; hatta denedim ama olmadı. Daha sonra distilasyon sistemini, yani buharla damıtma yöntemini öğrendim. Bu konuda birçok görüşme yaptım. Önce odun ateşiyle, banyo kazanı benzeri ilkel bir yöntemle denemeler yaptım ve oldukça iyi sonuçlar aldım.
İlk defne yaprak yağını bu şekilde elde ettikten sonra, kullanım alanlarını araştırmaya başladım. İyi bir ağrı kesici ve kas gevşetici olduğu için fizik tedavi alanında etkili sonuçlar verdiğini gördüm. Solunum yolları üzerindeki etkilerini inceledim; astım, KOAH gibi hayati fonksiyonları etkileyen rahatsızlıklarda çok başarılı sonuçlar elde edildiğine şahit oldum.
Akciğerlerde bulunan ve bronş adı verilen hava yollarının tıkanması sonucu ortaya çıkan solunum güçlüğü, öksürük ve nefes darlığı gibi şikâyetlerde olağanüstü etkili olduğunu gözlemledim.
Yağ çözücü özelliğinden dolayı cilt yağlanmasına da iyi geleceğini düşünerek şampuan konusuna yöneldim. Tam bu sırada, aynı konular üzerinde çalışan Abdullah Bey ile yollarımız kesişti. O benden bir adım öndeydi; bu iş için yatırım yapmış ve hatırı sayılır bir tesis kurmuştu. Ortak çalışma kararı aldık.
Laboratuvar ortamında birçok şampuan denemesi yaptık. Ne yaptıysak saç sertleşmesini önleyemedik. Sonunda öyle bir formüle imza attık ki, zeytinyağı üzerindeki bir buluşumuz bizi doğru sonuca götürdü. Şükürler olsun, bugünkü şampuanımız böylece hayata geçti.
Sonuç mu?
Kepek sorunu yok.
Saç dökülmesine “dur” dedi.
Cilt problemlerini bitirdi.
Ve en önemlisi, insanın kendine olan özgüvenini geri kazandırdı.
Bu yüzden bizim iddiamız şu:
Garlife’ı bir kez, kendi iradenizle alın.
Sonrasında sizi fark edenler zaten onu sizden talep edecektir.
Kalın sağlıcakla…