CHP’de taşıyıcı siyaset, Mansur Yavaş stratejisi ve çözülen dikişler

Enver Baltaş

Enver Baltaş

Yazar
Tüm Yazıları

Türkiye siyasetinde yerel seçimler yalnızca belediyelerin el değiştirmesi değil, aynı zamanda partilerin sosyolojik sınırlarını ve ideolojik dayanıklılıklarını da test eden kırılma anlarıdır. 2024 yerel seçimleri sonrasında Cumhuriyet Halk Partisi’nin “birinci parti” konumuna yükselmesi, yüzeyde büyük bir başarı gibi okunurken, derinlikte ciddi bir yapısal sorunu da beraberinde getirmiştir: taşıma siyaset.

MANSUR YAVAŞ’IN STRATEJİK HAMLESİ

Mansur Yavaş’ın Ankara merkezli siyaseti, CHP’nin klasik ideolojik kodlarının dışında, daha muhafazakâr, milliyetçi ve sağ seçmenle temas kurabilen bir çizgiye oturmaktadır. Bu strateji, kısa vadede CHP’ye önemli bir avantaj sağlamış; parti, özellikle büyükşehirlerde ideolojik sınırlarını aşarak geniş bir seçmen koalisyonu oluşturmuştur.

Ancak burada kritik bir detay gözden kaçırılmıştır:

  • Seçmen taşınabilir, ama siyaset kalıcıdır.
  • CHP listelerinden seçilen muhafazakâr ve sağ kökenli belediye başkanları, CHP’nin kurumsal refleksleriyle değil, kendi seçmen sosyolojileriyle ayakta duran figürlerdir. Bu isimler CHP’ye ideolojik bir dönüşle değil, konjonktürel bir ittifakla eklemlenmiştir.

CHP SÖYLEMİ VE İÇ GERİLİM

Seçim sonrasında CHP’nin sertleşen söylemi, klasik laik-seküler refleksleri öne çıkaran eylem dili ve parti içi ideolojik baskı, bu “taşımalı” başkanlar açısından ciddi bir rahatsızlık üretmeye başlamıştır.
Bu rahatsızlığın temel nedenleri şunlardır:

  • Kendi tabanlarıyla CHP’nin merkezi söylemi arasında sıkışmaları
  • Yerel hassasiyetlerle genel merkez politikalarının örtüşmemesi
  • CHP’nin ideolojik sınırlarına geri çekilme eğilimi

Sonuç olarak, seçim kazanmak için kurulan geniş koalisyon, seçim sonrası sürdürülebilir bir siyasal bütünlüğe dönüşememiştir.

AK PARTİ’NİN OKUMASI VE HAMLESİ

Bu kırılganlığı erken fark eden AK Parti, siyasi refleks açısından alışıldık pragmatizmini devreye sokmuştur. CHP içindeki muhafazakâr ve sağ eğilimli belediye başkanlarına yönelik özel, kişiselleştirilmiş ve yerel ihtiyaçlara odaklanan teklifler sunulmuş; bu süreç bazı bölgelerde somut sonuçlar üretmeye başlamıştır.

Burada dikkat çeken nokta şudur:

AK Parti bu başkanlara “yeni bir kimlik” değil, zaten sahip oldukları siyasal kimliğe geri dönüş yolu teklif etmiştir.

TAŞIMA SUYLA DEĞİRMEN DÖNMEZ

CHP’nin yaşadığı temel sorun, ideolojik dönüşümle stratejik genişlemeyi birbirine karıştırmasıdır. Eğer bir parti, ideolojisini dönüştürmeden yalnızca vitrinini genişletirse, bu genişleme ilk sarsıntıda çözülür.

Bugün gelinen noktada görülen şudur:

CHP’de yapılan yama, dikiş tutmamıştır.
Taşıma suyla kurulan siyaset, değirmeni bir süre döndürmüş; fakat su kesildiğinde sistem durma noktasına gelmiştir.

SONUÇ: KISA VADELİ ZAFER, UZUN VADELİ SINAV

CHP’nin yerel seçim başarısı inkâr edilemez. Ancak bu başarı, kalıcı bir siyasal dönüşümle desteklenmediği sürece, iç gerilimler ve kopuşlar kaçınılmaz olacaktır. Mansur Yavaş’ın stratejisi, CHP’ye kapı açmış; fakat o kapıdan girenlerin içeride kalması için gerekli ideolojik ve kurumsal zemin oluşturulamamıştır.

Türkiye siyaseti bir kez daha göstermiştir ki:

Seçim kazanmak başka, iktidar olmak başka bir meseledir.