Bir davet, bir emanet ve ilahi takdir: Yaşanmış bir kader hikâyesi
Giriş: Zamana kazınan bir an
11 Eylül 2001 doğumlu bir çocuğun, 2 Eylül 2016’da henüz ömrünün baharında, suyla buluşup Hakk’a yürüyüşü… Bu yalnızca bir vefat değil; ardında iz bırakan, ruhlara dokunan, yıllar sonra bile anlamı çözülmeye devam eden bir kader çağrısıdır. Pozitifliğiyle, çevresine yaydığı enerjiyle bilinen bu genç, gidişiyle bile bir mesaj bırakmıştır.
Son davet
“Dayı, sana bir sürprizim var” diyerek yapılan bir çağrı…
Ankara’dan Kahramanmaraş’a uzanan bir yol, kavuşmaya ramak kala yarım kalan bir buluşma… Körsulu Çayı’na düşen bir beden, ama orada bitmeyen bir hikâye.
Anne ve babanın feryadı arasında suya dalıp çıkarılan o melek yüz…
Ve o anda duyulan, akılla değil kalple işitilen bir ses:
“Dayı, ben sende geri geleceğim.”
Bu söz, o an için anlaşılmamış olabilir. Çünkü bazı hakikatler, ancak zamanla ve yaşanarak tefsir edilir.
İmkânsız denilenin içinden gelen hayat
Yıllar sonra…
46 yaşında bir adam.
Felçli bir eş.
Tıbben “imkânsız” denilen bir çocuk ihtimali.
Ve bir rüya…
“Bunda sana ait bir emanet var” denilerek gösterilen bir kadın.
Bu rüya, sıradan bir bilinçaltı yansıması değil; sorumluluk yükleyen bir işaret gibidir. Evlilik gerçekleşir. Kadının yaşı, kilosu ve tansiyon problemi vardır. Doktorlar yine aynı şeyi söyler: “Olmaz.”
Ama kader, bazen bilimin sınırlarını bir ibret levhası gibi aşar.
Ve bir kız çocuğu dünyaya gelir.
Emanetin İsmi
Bu kız çocuğuna verilen isim tesadüf değildir:
Elif Feyza.
Elif: Birliği, tevhidi, dik duruşu simgeler.
Feyza: İlahi bereketi, taşan rahmeti.
Bu isim, geçmişle bugün arasında kurulan manevi bir köprüdür.
Bir yeğenin yarım kalan ömrü, başka bir bedende değil; başka bir hikmetle hayata karışmıştır.
Mezardan Gelen Çağrı
Bugün…
Kızınız 5,5 yaşında.
Ve o yeğen, yıllar sonra yeniden “mezarına davet” ediyor.
Bu davet, ölümün soğukluğundan değil; emanetin hatırlatılmasından doğan bir çağrıdır. Belki de şunu söylemektedir:
“Sana verilen söz yerine geldi.
Şimdi şükürle, farkındalıkla ve adaletle yaşa.”
Sonuç: Kader tesadüf değildir
Bu yaşanmışlık bize şunu öğretir:
Bazı ölümler bir son değil, başlangıçtır.
Bazı çocuklar sadece evlat değil, emanettir.