Andırınlı bunu bilmeli!
Kendi değerlerine yabancılaşan bir başkan
Bir şehrin, bir ilçenin belediye başkanı yalnızca makamında oturan bir yönetici değildir. O makam, aynı zamanda o şehrin hafızasına, kültürüne, sanatına, tarihine ve insanına sahip çıkma sorumluluğudur.
Ancak bugün Andırın'da insanın sormadan edemediği bir soru var:
Kendi değerlerine yabancılaşan bir yönetim anlayışı, bu ilçeyi nereye götürebilir?
Kültür ve sanat, bir ilçenin vitrin süsü değildir. Kültür; o toprağın hafızasıdır. Sanat; insanın kendini ifade etme biçimidir. Dernekler ise toplumun gönüllü damarlarıdır. Andırın Kültür ve Sanat Derneği gibi yerel oluşumlara kapıların kapatılması, randevu verilmemesi, destek olunmaması ve adeta sırt dönülmesi, yalnızca bir derneğe yapılan haksızlık olarak görülmemelidir.
Bu tavır, aslında yerel kültüre ve sivil toplum iradesine bakışın bir göstergesidir.
Öte yandan, kültür ve sanatın gerçek emekçilerine yüzünü dönmeyenlerin, gösterişli organizasyonlara ve büyük sahnelere milyonlar harcaması kamu vicdanında soru işaretleri oluşturur.
Elbette ilçemizde konserler, festivaller ve sosyal etkinlikler yapılabilir. Bunların yapılmasına kimsenin itirazı yoktur. Fakat asıl mesele şudur:
Gösterişe mi yatırım yapıyoruz, yoksa kalıcı değere mi?
Bir sanatçıyı bir geceliğine sahneye çıkarmak kolaydır. Asıl mesele, yıllarca emek veren yerel sanatçının, kültür insanının, derneğin ve gönüllünün yanında durabilmektir.
Bir gecelik şov unutulur.
Ama bir ilçenin kültürünü yaşatmak için kurulan bir derneğe verilen destek, yıllar sonra bile hatırlanır.
Bugün Andırın'ın ihtiyacı; küçük hesaplarla hareket eden, günü kurtarmaya çalışan bir yönetim anlayışı değil, büyük düşünen, ilçenin geleceğini planlayan ve kendi değerleriyle barışık bir yönetim anlayışıdır.
Başkanlık makamı, insanlara sırt dönme makamı değildir.
Başkanlık; kapıları kapatmak değil, kapıları açmaktır.
Başkanlık; yalnızca protokol fotoğraflarında görünmek değil, halkın arasında olmaktır.
Başkanlık; şov yapmak değil, eser bırakmaktır.
Andırın'ın kültürüne, sanatına, tarihine, doğasına ve insanına sahip çıkmak; bu ilçenin geleceğine sahip çıkmaktır.
Bugün sorulması gereken soru da tam olarak budur:
Andırın'ı yönetenler, Andırın'ın gerçek değerlerinin farkında mı?
Eğer bir yönetim kendi kültür insanına, kendi sanatçısına, kendi derneklerine ve kendi yerel değerlerine yabancılaşıyorsa; orada yalnızca bir iletişim sorunu değil, daha derin bir yönetim anlayışı sorunu var demektir.
Andırın'ın insanı artık küçük hesaplar değil, büyük hedefler görmek istiyor.
Şov değil, hizmet.
Gösteriş değil, eser.
Dışlamak değil, kucaklamak.
Kapıları kapatmak değil, gönülleri kazanmak.
Çünkü Andırın'ın geleceği, bir başkanın kişisel tercihleriyle değil; bu toprakların ortak aklı, ortak kültürü ve ortak iradesiyle şekillenmelidir.
Ve unutulmamalıdır:
Kendi değerlerine sırtını dönen bir yönetim, bir gün dönüp dolaşıp kendi yalnızlığıyla baş başa kalır.
Andırın ise yalnızlığı değil; birlikteliği, dayanışmayı ve kendi öz değerleriyle yeniden ayağa kalkmayı hak ediyor.