Savaş yeniden başladı
Ortadoğu'da silahlar yeniden konuşuyor. Hemen yanı başımızda patlayan silahlar, atılan her füze, aslında bizim soframıza gelen ekmeğin fiyatını da etkiliyor.
Bir gün "ateşkes", ertesi gün "barış", ardından yeniden saldırılar... Özellikle Amerika, İran ve İsrail arasında yaşanan gerilim, yapılan ateşkes ve barış açıklamalarına rağmen bölgeyi yeniden belirsizliğe sürüklüyor. Diplomasi masasında kurulan cümleler, çoğu zaman savaş meydanında atılan füzelerin ve patlayan bombaların gölgesinde kalıyor.
Savaşın ilk hedefi cephelerdir; ilk mağduru ise ekonomidir. Petrol yükseliyor, mazot zamlanıyor. Nakliye maliyetleri artıyor. Bunun sonucu da enflasyon olarak vatandaşın cebine, mutfağına ve pazar alışverişine yansıyor.
Türkiye, bir yandan bölgesel güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalırken, diğer yandan ekonomisini ayakta tutma mücadelesi veriyor. Böylesine hassas bir dönemde serinkanlı diplomasi, güçlü ekonomi ve toplumsal birlik her zamankinden daha büyük önem taşıyor.
Ortadoğu'da yaşanan her kriz, artık yalnızca bölgesel bir çatışma değildir. Enerji koridorlarından ticaret yollarına, gıda güvenliğinden finans piyasalarına kadar uzanan küresel bir dalga etkisi oluşturuyor. Bu nedenle savaşın dumanı sadece sınırların ötesinde kalmıyor; evlerimizin içine kadar ulaşıyor.
Bugün konuşmamız gereken tek şey, savaşın ülkemize ve milletimize çıkardığı ağır faturadır.
Çünkü gerçek barış; sadece silahların susması değil, çocukların geleceğinin, mutfaktaki tencerenin ve milletin umudunun güvence altına alınmasıdır.