Parlamenter sistem vaadi ne oldu?

Durak Karabulut

Durak Karabulut

Yazar
Tüm Yazıları

Türkiye’de kırılmanın, parlamenter sistemin kaldırılmasıyla başladığı her gün anlatılıyordu.

Millet ittifakı adı altında birleşen muhalefetin en temel ve öncelikli vaadi şuydu:

Güçlendirilmiş parlamenter sistem.

Her kürsüde…
Her mitingde…
Her televizyon programında…

Bu vaat bir seçim sloganı değil, adeta anayasal bir taahhüt olarak sunuldu.
Denge ve denetimin zayıfladığı, Meclis’in etkisizleştiği, sistemin sağlıklı işlemediği dile getirildi.

Seçim oldu. O partilerin tamamı bugün Meclis’te temsil ediliyor.

Peki şimdi ne oldu?

“Parlamenter sistemi yeniden getireceğiz” cümlesi neden bir anda jilet gibi kesildi?
Bu konuda ısrarlı, sürekli ve güçlü bir çağrı duyan var mı?

Madem güçlendirilmiş parlamenter sistem daha doğruydu…
Madem mevcut yüzde 51+ başkanlık modeli eleştiriliyordu…
Bugün neden vazgeçildi? Neden tek bir cümle dahi edilmiyor?

Yoksa fikir mi değişti?
Yoksa bir zamanlar yanlış gördüğünüz sistemin şimdi doğru olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Belki siz unuttunuz…
Ama halk unutmaz.

Ve soruyor: Parlamenter sistem vaadi ne oldu?

Önemli bir başka konuya gelelim.

Türkiye’de yıllardır konuşulan ama bir türlü hayata geçirilemeyen bir düzenleme var:
Siyasi Etik Yasası.

Bu sadece teknik bir metin değildir.
Siyasetin sınırlarını, sorumluluğunu ve temsil ahlakını belirleyecek bir çerçevedir.

Bir milletvekili, bir belediye başkanı, bir meclis üyesi…
Bir partiden seçilir.

Gerçek şu ki seçmen kişiye değil,
Partiye ve onun politikalarına oy verir.

Seçilmiş bir kişinin görev süresi devam ederken başka bir partiye geçmesi bugün hukuken mümkün olabilir.
Ama etik midir? Ahlaki midir?

Millet size bir parti kimliğiyle yetki verdiyse, o süre dolmadan başka bir partiye geçmek, seçmen iradesini zedeler.

Bu nedenle düzenleme açık olmalıdır:

Seçilmiş kişi görev süresi içinde parti değiştiremez.
Değiştirmek istiyorsa istifa eder ve bağımsız kalır.
Ya da görevinden tamamen çekilir.

Hem güçlü parlamenter sistem diyorsak, hem demokrasi diyorsak, hem milli irade diyorsak, bunun temeli sadece anayasa değil, siyasi ahlaktır.

Çünkü siyaset önce sözle başlar.
Ve verilen söz unutulursa, sistem tartışması da anlamını kaybeder.