Kılıçdaroğlu ismi kimlerde, neden panik yaratıyor?

Durak Karabulut

Durak Karabulut

Yazar
Tüm Yazıları

Bu haftaki köşe yazımı masa başında değil, sokakta yazdım. Mahalleye indim… Parka uğradım… Kahveye girdim… Bankta oturan vatandaşla konuştum.

Çünkü siyasetin gerçek nabzı artık ekranlarda değil; insanın gözünün içine bakınca anlaşılıyor.

Son günlerde dikkat çeken bir konu var.

Mutlak butlan tartışması…

Henüz ortada kesinleşmiş bir karar yok. Resmî bir açıklama yok. Ama bir isim konuşuluyor:

Kemal Kılıçdaroğlu.

İsmin yalnızca gündeme gelmesi bile bazı çevrelerde dikkat çekici bir hareketlilik oluşturuyor. Bir telaş, panik hissediliyor.

Ben de bu durumu vatandaşa sordum:

“Kılıçdaroğlu yeniden aktif siyasete dönse ne hissedersiniz?”

Ortaya çıkan tablo oldukça dikkat çekiciydi.

İlk konuştuğum kişi açık konuştu:

“Ben CHP’liyim. Parti içinde tartışmalar olabilir ama Kemal Kılıçdaroğlu’nun adı geçtiğinde ben parti üyesi olarak kendisini saygı ve sevgiyle anıyorum. Çünkü hep birlikten yana oldu, hiç ayrıştırmadı.”

Bir başka vatandaş:

“CHP’li değilim ama Kılıçdaroğlu’na oy verdim. Din, dil, kimlik ayrımı yapmadı. Fakir fukaranın yanında durduğunu samimi şekilde hissettirdi. Bugün olsa yine oy veririm.”

Kahvede oturan emekli bir yurttaş:

“Hiçbir partiye üye değilim ama Kılıçdaroğlu’na oy verdim. Onun dönemi siyasette nezaket gördüğümüz, emekli ikramiyesi hakkına sahip olduğumuz bir dönemdi. Özellikle Helalleşme çağrısı bu ülkenin siyasi dilini değiştirdi.”

Sohbet ilerledikçe dikkat çeken duygu şaşkınlıktı.

Bir vatandaş şöyle dedi:

“Sosyal medyada Kılıçdaroğlu’yla ilgili çok farklı olumsuz konular anlatılıyor ama biz yazılanlara değil, yapılan işlere bakarız. Kılıçdaroğlu çok somut işler yaptı.”

Bir başka vatandaşın sözleri dikkat çekiciydi:

“Onun sayesinde görev alan, makam sahibi bazı isimlerin bugün Kılıçdaroğlu’na yapılan iftira ve linç kampanyalarına sessiz kalmasını anlamakta zorlanıyoruz. Acaba neden?”

Bir esnaf ise meseleyi kendi açısından şöyle anlattı:

“Esnafın derdini dinleyen, kapımızı çalan bir liderdi. Zor günlerde esnafın yanında duran bir siyaset anlayışı vardı. Bazı liderler görevdeyken değil, yokluğunda anlaşılır.”

Tam bu noktada dikkat çeken başka bir durum ortaya çıkıyor:

Son günlerde bazı gazetelerde ve sosyal medya tartışmalarında, parti içi dengeleri ölçtüğü iddia edilen anketler yayımlanıyor. Ancak bu anketlerde ortaya konan tablo ile sokakta karşılaştığım vatandaş düşünceleri arasında belirgin bir uyumsuzluk olduğu görülüyor.

Benim sokakta görüştüğüm vatandaşlardan edindiğim izlenim oldukça netti:

Halk, Kemal Kılıçdaroğlu dönemini yalnızca bir siyasi süreç olarak değil;

topluma fayda üreten, sosyal devlet anlayışını güçlendiren, siyasette denge ve güven hissi oluşturan bir dönem olarak hatırlıyor.

CHP’li olanlar, olmayanlar ve hiçbir partiye bağlı olmayanlar bile şu noktalarda birleşiyor:

- Ayrıştırmayan ve birleştiren liderlik
- Siyasette dürüstlük ve nezaket anlayışı
- Polemik yerine ilkeyi önceleyen siyasi duruş
- Toplumda güven duygusu oluşturan siyaset dili

Bu nedenle Kılıçdaroğlu isminin yeniden konuşulması toplumda rahatsızlık değil; memnuniyet ve güven hissi oluşturuyor.

Halkımızdan, mahalleden aldığım izlenim net:

Toplum yalnızca bir ismi değil, dürüstlüğü, nezaketi ve kararlı liderliği temsil eden bir dönemi hatırlıyor.

Belki de bugün bazı çevrelerde hissedilen telaşın nedeni tam olarak budur.

Çünkü bazen bir isim sıkça yeniden konuşulmaya başlanıyorsa, o isimden önce temsil ettiği değerler yeniden hatırlanıyor, özlem duyuluyor demektir.