Kamuoyundaki hava başka, sahadaki gerçek başka
Siyasette bazen ekranlara bakarsınız, başka bir Türkiye görürsünüz. Sokağa çıkarsınız, başka bir Türkiye…
Son günlerde CHP ve Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında oluşturulmaya çalışılan tabloyu görünce insan ister istemez merak ediyor: Acaba anlatılanla sahada yaşanan aynı şey mi?
Dün İzmir’de Kılıçdaroğlu’nun programını ve akşam gerçekleşen buluşmayı yakından takip ettim. Alanda bulunan vatandaşlarla, partililerle ve toplantıya katılanlarla sohbet ettim. İnsanların ne söylediğine, neye tepki verdiğine, kime ilgi gösterdiğine özellikle dikkat ettim.
İzlenimim oldukça net:
Sahadaki hava, bazı haberlerde ve sosyal medya paylaşımlarında anlatılan havadan farklı.
Kılıçdaroğlu’na gösterilen ilgi dikkat çekiciydi. İnsanlar fotoğraf çektirmek, selamlaşmak, birkaç kelime konuşmak için yanına yaklaşmaya çalışıyordu. Kimileri geçmişi hatırlatıyor, kimileri bugününü konuşuyor, kimileri ise doğrudan geleceğe dair beklentisini anlatıyordu.
Dün akşam gerçekleştirilen salon toplantısı ise kalabalığı, coşkusu ve yüksek katılımıyla dikkat çekiciydi. Salondaki atmosfer, dışarıdan çizilmeye çalışılan tablonun hiç de öyle olmadığını gösteriyordu.
Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında kullandığı “Sizin sorunlarınızı yerelde çözmek bizim boynumuzun borcudur” sözü de dikkat çekiciydi.
Aslında siyaset biraz da burada başlıyor.
Vatandaşın derdini dinlemek, sorununu anlamak ve çözüm için sorumluluk almak…
İzmir’de görülen gerçeklerden biri de şuydu:
CHP'nin toplumdaki karşılığı bitti denilen yerde, ciddi bir ilgi ve beklenti var.
Elbette partinin çözmesi gereken sorunları var. Bunu görmezden gelmenin kimseye faydası yok.
Ancak bir partinin gücünü sadece sosyal medyadaki birkaç paylaşım üzerinden ölçmeye kalkarsanız, siyasetin en önemli bölümünü kaçırırsınız.
Çünkü bazen bir salona girersiniz, insanların yüzüne bakarsınız.
Bazen birkaç vatandaşla sohbet edersiniz.
Ve anlatılan tablo ile gördüğünüz tablo arasındaki farkı kendiniz fark edersiniz.
Dün İzmir’de görülen tam olarak buydu.
Kamuoyunda “CHP zayıflıyor” denilen bir atmosfer oluşturulabilir.
Ama sahada gördüğünüz tablo başka bir şey söylüyorsa, gazetecinin görevi duyduğunu değil, gördüğünü yazmaktır.
Dün İzmir’de görülen gerçek şu:
Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik ilgi çok güçlü. CHP’nin yeniden toparlandığına arınarak güçlendiğine dair beklenti ise sanıldığından çok daha canlı.
Belki de siyasette en büyük yanılgı, halkın ne düşündüğünü halka sormadan anlatmaya çalışmaktır.
Oysa vatandaş konuşuyor.
Hem de gayet açık konuşuyor.
Yeter ki dinleyelim.