Ahlak gidince hukuk yalnız kalır
Eskiden kapılar kilitlenmezdi. Anahtar demirde değil, insanın vicdanındaydı. Mahalle kültürü vardı, köy kültürü vardı; en önemlisi utanma vardı. Yanlış yapan, aynada kendi yüzüne bakamazdı. Çünkü toplumu ayakta tutan yalnızca kanunlar değil, insanın içindeki vicdandı.
Bugün kilitler arttı, kameralar çoğaldı; ama güven azaldı, dürüstlük zayıfladı. Eskiden hırsız geceden çekinirdi. Bugün ise toplum, hakkın ve adaletin daha çok tartışıldığı bir dönemden geçiyor. Ayıp, artık yapılan eylemde değil; adeta "yakalanmakta" aranır hâle geldi.
Mesele yalnızca bireysel bir değişim değildir. Seçilene yetki verilir; fakat yetki, sorumlulukla dengelenmediğinde sorun başlar. Görev emanet edilir… Kimi emaneti korur, kimi ise makamı bir "dokunulmazlık zırhı" zannına dönüştürür.
Ahlaki zayıflama önce insanı, sonra kurumları, en sonunda da siyaseti etkiler. Partiler değişir, isimler değişir, koltuklar değişir; ama değişmeyen gerçek şudur: Ahlak zayıfladıkça, hukuk daha fazla yük taşımak zorunda kalır.
Bugün kamuoyunda tartışılan iddialar karşısında zaman zaman; “Konuşmayalım, büyütmeyelim, karar çıkmasın” anlayışı öne çıkabiliyor. Oysa hukuk, tam da bu tür tartışmalı dönemlerde sağlıklı işletilmek için vardır.
- Sorular sorulmazsa...
- Süreçler işletilmezse...
- İddialar açıklığa kavuşturulmazsa...
HUKUK TOPLUMA NASIL GÜVEN VERECEK?
Hukuka güvenmek ve sahip çıkmak, demokratik bir toplumun ortak sorumluluğudur. Yargı süreçlerinin hiçbir baskı, yönlendirme ya da müdahale olmadan işlemesi; adaletin hem tecelli etmesi hem de toplum vicdanında karşılık bulması açısından hayati önemdedir. Hukukun gücü, bağımsız bırakıldığı ölçüde ortaya çıkar.
Toplumun vicdanını ilgilendiren meselelerde sessizlik tercih edildiğinde, tartışmanın yönü değişse bile sorun ortadan kalkmaz; aksine adalet duygusu daha da zedelenir. Çünkü siyaset, gerçeği görmezden gelme sanatı değildir. Siyaset; sorumluluk alma, hesap verebilme ve toplumsal güveni inşa etme işidir.
Bugün yaşanan mesele yalnızca ekonomik veya siyasi değildir. Asıl mesele, bir ahlak ve karakter meselesidir.
Ahlak zayıfladığında vicdan geri çekilir. Vicdan geri çekildiğinde hukuk yalnız kalır. Hukukun yalnız kaldığı yerde toplum, adalet arayışını daha yüksek sesle dile getirir. Çünkü hak, hukuk ve adalet herkes için gereklidir.