Mikroplastiklerin tarıma etkileri

Dr. Mevlüt Şahin

Dr. Mevlüt Şahin

Yazar
Tüm Yazıları

Tarımında plastik ürünlerin kullanımı dünya genelinde olduğu gibi her geçen gün giderek artmakta ve
sıradanlaşmaktadır. Plastiklerin üretim kolaylıkları, fiziksel özellikleri, çok yönlülüğü, çeşitliliği ve
ekonomik olmaları onları tarımdaki birçok uygulama için tercih edilen malzeme haline getirmiştir.

Mikroplastik kavramı ilk olarak 2004 yılında deniz ortamındaki çapı 1 mm ile 5 mm arasında olan,
plastik parçacıkları tanımlamak için kullanılmıştır. Tarım topraklarında mikroplastik varlığı son
zamanlarda araştırmacıların ve insanların giderek daha fazla ilgisini çekmektedir. Necmettin Erbakan
Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Senar ADIN ve
arkadaşlarının yaptığı araştırmaya göre, Konya İli ve yakın çevresinden alınan 20 toprak örneğinde 80-
340 MP/kg arasında mikroplastik tespit edilmiştir. Toprak örneklerinde yüzde 45 fiber (1300 MP); yüzde 25 pellet (720 MP); yüzde 18 film (540 MP); yüzde 7 fragment (200 MP) ve yüzde 5 köpük (160 MP) tespit edilirken yüzde 51 oranla en fazla şeffaf renkli mikroplastiğe rastlanmıştır.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümünden öğretim üyeleri Prof. Dr. Oğuz Can Turgay ve Dr. Muhittin Onur Akça’nın yaptıkları çalışma sonucunda, Akdeniz Bölgesi’nde 1 kilogram toprakta
yaklaşık 300 plastik parça, Ege Bölgesinde 180, Marmara Bölgesinde ise 160 plastik parça tespit
etmişlerdir.

Şimdiye kadar elde edilen bulgular, mikroplastiklerin toprağın su tutma kapasitesini, havalanmasını
ve mikrobiyal faaliyetlerini olumsuz etkilediğini gösteriyor.

Toprak; mikroplastiklerin toplanma yeri olmasının yanında, aynı zamanda yeraltı sularına, ırmak ve
okyanus ortamına da taşıyıcı durumundadır. Toprakta yaşayan hayvanlar solucanlar, karıncalar,
böcekler, semenderler, yılanlar ve köstebekler kazma ve yutma yoluyla toprak mikroplastiklerinin
taşıyıcısı veya dağıtıcısı konumundadırlar. Sucul sistemlere gelen plastiklerin yüzde 80’inin karadan geldiği bilinmektedir. Mikroplastiklerin toprağa yıllık salınımının okyanuslara salınandan 4 ila 23 kat daha fazla olduğunu yapılan araştırmalarda belirlenmiştir.

Mikroplastiklerle birlikte toprağa karışan ftalatlar ve PBDE’ler (polibromlu difenil eterler) gibi katkı
maddelerinin de insan sağlığı açısından ciddi risk taşıdığını bilinmektedir. Ftalatlar özellikle hormon ve
üreme sistemi bozukluklarıyla, PBDE’ler ise karaciğer, tiroid, bağışıklık ve üreme sistemi üzerinde
toksin etkilerle ilişkilendiriliyor.

Bilim insanları, mikroplastiklerden daha küçük nano plastiklerin bitkilerin bünyesine geçerek, oradan
da besin zincirinin bir halkası olan insanın tabağına, meyvesine, sebzesine ulaşması endişesini
taşıdıklarını ifade etmektedirler.

Plastikler ucuz ve kullanışlı oldukları için tarımsal faaliyetlerde vaz geçilmesi mümkün
görünmemektedir. Bu yüzden FAO’ nun önerileri doğrultusunda; çöpe at, yeniden tasarla, azalt,
yeniden kullan, geri dönüştür ve geri kazan, formülü işletilmelidir. Plastiği tamamen ortadan
kaldırmak için uygulamaları değiştirmek, plastikleri biyolojik olarak parçalanabilen alternatiflerle
değiştirmek veya plastik atıkları yönetmek veya yeniden kullanmak için daha iyi yollar tasarlanmalıdır.

Toprak, sadece insan gıdaları için üretim alanı değil; geleceğimizin temelidir.
Gözle göremediğimiz parçacıklar toprağımızı tehdit ediyorsa, bu tehdit en az görünür olanlar kadar
ciddiye alınmalı bu konuda farkındalık oluşturacak çalışmalar, Tarım Orman Bakanlığı, Çevre ve İklim

Değişikliği Bakanlığı, çevre koruma vakıf ve dernekleri, Sıfır Atık Vakfı, ulusal ve sosyal medya gibi
farklı yapıdaki birimlere önemli görevler düşmektedir.