Zona sadece bir döküntülü hastalık değildir: İleri yaşlarda aşı neden önemli?

Doç. Dr. Zeynep Aslı Kaplan

Doç. Dr. Zeynep Aslı Kaplan

Kadın Doğum Uzmanı
Tüm Yazıları

Çocukken geçirilen su çiçeği hastalığının virüsü vücutta daimi olarak kalır. Vücuda bir kez giren varicella-zoster virüsü, önce su çiçeğinin, devamında ise zona hastalığının sorumlusudur. Bu virüs sinir köklerinde sessizce bekler. Yıllar, hatta onlarca yıl sonra bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla yeniden aktive olduğunda ise karşımıza ağrılı döküntüler olarak çıkar.

Zona denildiğinde çoğumuzun aklına ciltte oluşan ağrılı kabarcıklar gelir. Oysa bu hastalık bundan çok daha fazlasıdır.

İLERİ YAŞLARDA NEDEN DAHA ÖNEMLİ?

Zona her yaşta görülebilir ancak yaş ilerledikçe risk belirgin şekilde artar. Bunun temel nedeni, yaşlanmayla birlikte bağışıklık sisteminin virüsü baskılama kapasitesinin azalmasıdır.

Özellikle 50 yaşından sonra zona hastalığı daha sık görülür. Bağışıklık sistemini baskılayan başka ağır hastalıklar veya tedaviler söz konusu olduğunda ise risk daha da yükselebilir.
Üstelik zonanın en önemli sorunlarından biri, döküntüler ortadan kalktıktan sonra bile devam edebilen sinir ağrısıdır.

Bu tabloya postherpetik nevralji adı verilir. Yanma, batma, elektrik çarpması veya dokunmakla bile ortaya çıkan şiddetli ağrı şeklinde olabilir ve aylarca, bazen daha uzun süre devam edebilir. İleri yaşlarda bu komplikasyonun görülme olasılığı da artar ve ileri yaştaki bireylerde yaşam kalitesinde belirgin azalmaya ve günlük aktiviteleri devam ettirmede zorlanmaya neden olur.

“BEN ZATEN SU ÇİÇEĞİ GEÇİRDİM, NEDEN AŞI OLAYIM?”

Aslında tam da bu nedenle zona aşısı önem kazanıyor.

Zona, daha önce geçirilmiş su çiçeği enfeksiyonunun ardından vücutta sessiz kalan virüsün yeniden canlanmasıyla ortaya çıkar. Dolayısıyla geçmişte su çiçeği geçirmiş olmak zonaya karşı koruma sağlamaz.
Hatta toplumda çok yaygın olan bu virüs nedeniyle, yaşam boyunca zona geçirme ihtimali azımsanmayacak düzeydedir.

ZONA AŞISI NASIL BİR AŞIDIR?

Günümüzde zonadan korunmada kullanılan rekombinant zona aşısı canlı virüs içermez. Bağışıklık sistemine virüsü tanıtarak güçlü bir bağışıklık yanıtı oluşturmayı amaçlar.

Aşı genellikle iki doz şeklinde uygulanır. İkinci dozun zamanı kişinin bağışıklık durumuna ve kullanılan kılavuza göre değişebilir.

Önemli bir nokta da şu: Zona aşısı, geçirilmekte olan zonayı tedavi etmek için kullanılmaz. Amaç hastalık ortaya çıkmadan önce korunmaktır.

KİMLER ÖZELLİKLE DÜŞÜNMELİ?

Uluslararası kılavuzlarda zona aşısı özellikle 50 yaş ve üzerindeki yetişkinlerde önerilmektedir. Bağışıklık sistemi baskılanmış 19 yaş ve üzerindeki yetişkinler de önemli bir risk grubudur.

Ancak “aşı olmalı mıyım?” sorusunun yanıtı yalnızca yaşa bağlı değildir. Bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar, kullanılan ilaçlar, daha önce zona geçirilip geçirilmediği ve kişinin mevcut sağlık durumu da değerlendirilmelidir.

Daha önce zona geçirmiş olmak da yeniden zona gelişmeyeceği anlamına gelmez. Bu nedenle geçirilmiş zona, aşı konusunun tamamen kapanması anlamına gelmez.

AŞININ RİSKİ VAR MIDIR, SONRA NE OLABİLİR?

Zona aşısı sonrasında enjeksiyon yerinde ağrı, kızarıklık ve şişlik; halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı veya ateş gibi geçici yan etkiler görülebilir.

Bunlar çoğunlukla kısa sürede düzelir. Ancak özellikle ileri yaşta veya kronik hastalığı bulunan kişilerde aşı kararı kişinin genel sağlık durumu değerlendirilerek verilmelidir.

BİR DÖKÜNTÜDEN FAZLASI…

Zona bazen göğüs veya sırtta birkaç kabarcıkla başlayıp kısa sürede geçebilir. Ancak bazı kişilerde uzun süren, yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyen sinir ağrılarına neden olabilir. Göz çevresini tutan zona ise görme açısından da önemli sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle özellikle ileri yaşlarda zonayı “nasıl olsa geçer” diye küçümsememek gerekir.
Yaşlanmak kaçınılmaz olabilir; ancak yaşla birlikte artan bazı hastalıkların riskini azaltmak mümkündür. Zona aşısı da bu korunma seçeneklerinden biridir.

Aşı konusunda en doğru karar, kişinin yaşı, bağışıklık sistemi, mevcut hastalıkları ve kullandığı ilaçlar birlikte değerlendirilerek hekimiyle görüşmesiyle verilmelidir.