Yazın gelmesi ile birlikte; güneş dost mu, düşman mı?
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte güneşli günler ve tatil planları kapımızı çaldı. Güneş ışınları günlük hormon dengemizi sağlar, mutluluk hissini artıran hormonları düzenler ve D vitamini üretimini yönetir. Ozon tabakası hasarından sonra güneş ışınlarının süzülmesi azalmış ve zararlı mor ötesi ışınlar sağlık risklerini de beraberinde getirmiştir. Bilinçsiz güneş maruziyeti, özellikle uzun yıllar içinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Uzmanlar özellikle saat 11.00 ile 16.00 arasında güneş ışınlarının en dik açıyla geldiğini ve ultraviyole (UV) etkisinin en güçlü olduğu zaman dilimi olduğunu belirtiyor. Bu saatlerde uzun süre güneşte kalmak; cilt yanıkları, güneş lekeleri, erken cilt yaşlanması ve en önemlisi cilt kanseri riskini artırabiliyor. Çocuklar, açık tenliler ve hassas cilde sahip kişiler bu etkilerden daha hızlı zarar görebiliyor. Gebeler ve bazı ilaçları kullananlarda ise istenmeyen güneş lekesi oluşma riski daha da artmaktadır.
Güneş yalnızca cildi değil, genel sağlığı da etkileyebiliyor. Uzun süre sıcakta kalmak sıvı eve elektrolit kaybına, tansiyon düşüklüğüne, halsizliğe ve sıcak çarpmasına neden olabiliyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve kronik hastalığı olan bireylerin yaz sıcaklarında daha dikkatli olması gerekiyor.
Peki tamamen güneşten kaçmalı mıyız? Elbette hayır. Güneşten kontrollü şekilde faydalanmak mümkün. Sabah 10.00’a kadar ve akşamüstü 16.00’dan sonra güneşe çıkmak daha güvenli kabul ediliyor. Bu saatlerde kısa süreli güneş teması, D vitamini sentezi açısından da yeterli olabiliyor.
Korunma yöntemleri ise oldukça basit ama etkili. En az 30 SPF koruyuculu güneş kremi kullanmak, kremi dışarı çıkmadan 20 dakika önce sürmek ve birkaç saatte bir yenilemek önemli. Şapka, güneş gözlüğü ve açık renkli ince kıyafetler de korumaya yardımcı oluyor. “Gölgede olduğum için korunmama gerek yok” düşüncesi ise yanlış; UV ışınları yansıyarak yine cilde ulaşabiliyor.
Bronzlaşmanın sağlıklı görünüm olarak algılandığı dönem artık geride kalıyor. Çünkü bronzlaşma aslında cildin kendini hasardan koruma çabasıdır. Sağlıklı olan, cildimizi yakmadan ve yormadan güneşten faydalanabilmektir.
Unutmayalım; güneş yaşam kaynağıdır, ama dozunda ve bilinçli olduğunda.