Tıpta bütüncül yaklaşım trendi artarken

Doç. Dr. Zeynep Aslı Kaplan

Doç. Dr. Zeynep Aslı Kaplan

Kadın Doğum Uzmanı
Tüm Yazıları

Tıp eğitiminde temel tanımlar ile eğitim başlar.

Hastalıkların tanımı ve kriterleri vardır, algoritması vardır, tedavi basamakları vardır. Eğitimin ilk yıllarında kitaplar tertiplidir, tablolar düzenlidir, sonuçlar çoğu zaman kesindir. Ama mesleğe adım attığınız ilk gün şunu fark edersiniz:

Hasta, kitaplara uymaz. O noktada devreye insan faktörü girer.

Aynı tanıya sahip iki insanın tedaviye verdiği yanıt bambaşkadır.
Biri hızla iyileşirken diğeri aynı ilaca yan etki geliştirir.
Biri küçük bir müdahaleyle toparlarken diğeri daha da kötüleşir.

Aynı şekilde insanların sosyal faktörleri de vardır. Şeçeçeğimiz tedavilerin bazen takniği, bazen süresi, bazen maliyeti farklı olmak zorundadır.

İşte tam burada tecrübe teorik bilginin önüne geçer. İnsan kitaptan farklı bir vaka olarak karşımıza çıkar.

Tıp kitapları size “ne yapılabileceğini” öğretir.
Ama kime, ne zaman, ne kadar yapılacağı ve bazen de ne “yapılmayacağı” yıllar ve tecrübeler ile öğrenilir.

Klinik pratikte sıklıkla karşılaşılan bir durum vardır. Aynı laboratuvar sonucu, aynı görüntüleme bulgusu, aynı tanı…
Ama karşımda iki farklı beden, iki farklı bağışıklık sistemi, iki farklı iyileşme kapasitesi var.

Hastalığı merkeze koyup insanı arka plana itmek pratikte kaçınılması gereken bir durumdur.
Çünkü iyi hekimlik hastalığı değil, hastayı tedavi etmektir. Yaşı, yaşam tarzı, stresi, psikolojisi, sabrı, beklentisi…

Günümüz pratiğinde gittikçe daha sık telaffuz edilen “bütüncül yaklaşım” işte bu farklılıklardan doğan, uygulamada odağa hastalığı alan değil hastayı alan bir noktada kendine yer bulmaya çalışıyor.

Tıp eğitiminde her daim ulağa küpe edilen “Hastalık yoktur, hasta vardır” sözü, hastalıkların kök sebebine ve tedavisine yoğunlaşırken kendini gösteriyor. Çünkü bazen teoride “en doğru” olan, pratikte en zararlı olabilir.

Bazen kitapta yazan agresif yaklaşım yerine, beklemek en doğru tedavidir.
Bazen müdahale etmek değil, dokunmamak şifadır.
Bugün teknolojimiz ilerledi, bilgiye ulaşım kolaylaştı.
Bir hekim en çok bilgiyi bilgiye hakim olabilir. Ama iyi hekimliği hâlâ belirleyen şey tecrübedir.

Çünkü tıp bir ezber sanatı değil, insanı okuyabilme sanatıdır.
Ve gerçek şifa, formüllerde değil; tecrübe ile sezginin birleştiği yerde başlar.