Sezaryeni azaltmak cezayla mümkün mü?

Doç. Dr. Zeynep Aslı Kaplan

Doç. Dr. Zeynep Aslı Kaplan

Kadın Doğum Uzmanı
Tüm Yazıları

Son günlerde sezaryen oranları nedeniyle hekimlere verilen disiplin cezaları kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Elbette gereksiz sezaryen oranlarının azaltılması dünya çapında bir konu olmakla birlikte hepimizin ortak hedefidir. Çünkü normal doğum, uygun hastalarda hem anne hem de bebek için önemli avantajlar sağlar. Ancak şu gerçeği kabul etmek gerekir ki, sezaryen oranlarını cezalandırma yoluyla düşürmeye çalışmak ne tıbben ne de hukuken kalıcı bir çözüm sunacaktır.

Bir kadın doğum uzmanı, doğumun en kritik dakikalarında iki hayatın sorumluluğunu taşır. Doğum sırasında gelişebilecek omuz takılması, oksijensiz kalma, plasenta ayrılması, rahim yırtılması veya beklenmedik kanamalar saniyeler içinde geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir. Böyle durumlarda hekimin önceliği istatistikleri güzelleştirmek değil, anne ve bebeğin yaşamını korumaktır.

Üstelik ülkemizde hekimler, doğum sırasında gelişebilecek komplikasyonlar nedeniyle son derece ağır malpraktis davalarıyla karşı karşıya kalabilmektedir. Yıllar süren davalar, yüksek tazminatlar ve mesleki yaptırım riski altında çalışan bir hekimin, yalnızca cezadan çekindiği için normal doğumu zorlamasını beklemek gerçekçi değildir. Bir yandan "sezaryen yaparsan ceza alırsın", diğer yandan "komplikasyon gelişirse tüm sorumluluk sana ait" anlayışı, sağlık sistemini çıkmaza sürükler.

Oysa dünyada sezaryen oranlarını başarıyla düşüren ülkelerin ortak noktası cezalandırma değil, doğum hizmetlerinin güçlendirilmesidir. Düşük riskli gebeliklerde eğitimli ebelerin gebeyi gebelik boyunca izlemesi, doğum sürecinde bire bir destek vermesi ve doğumun fizyolojik akışını koruması normal doğum oranlarını anlamlı şekilde artırmaktadır. Anne adayının yanında sürekli bulunan deneyimli bir ebenin desteği; korkuyu azaltmakta, gereksiz müdahaleleri önlemekte ve doğum deneyimini iyileştirmektedir.

Bunun yanında doğum analjezisine erişimin yaygınlaştırılması, doğumhanelerin fiziki koşullarının iyileştirilmesi, anne adaylarının gebelik sürecinde doğru bilgilendirilmesi ve hekimlerin yalnız bırakılmadığı adil bir hukuki sistem oluşturulması da en az istatistikler kadar önemlidir.

Sezaryen oranları bir sonuçtur; asıl nedenler çözülmeden yalnızca sonuçla mücadele etmek başarı getirmez. Sağlık politikalarının amacı hekimleri korkutmak değil, güvenli doğumu destekleyen bir sistem kurmak olmalıdır. Gerçek başarı, doktoru cezalandırarak değil; eğitimli ebe desteğini yaygınlaştırarak, anne adayını güçlendirerek ve hekimi bilimsel karar verdiği için cezalandırmayan adil bir hukuk düzeni oluşturarak sağlanabilir. Çünkü doğum bir istatistik değil, her biri kendine özgü iki yaşamın emanet edildiği eşsiz bir süreçtir.