Gece saat 3 civarı uyanmak, tekrar uyuyamamak, perimenopoz dönemindeki kadınların en sık görülen ortak şikayetlerinden biri. Yaşam kalitesinde belki de en ciddi bozukluğun kaynağı olan gece uyanmaları, doktora başvuru sebeplerinin de başında geliyor. Çoğu zaman “sıcak basması” ile ilişkilendirilse de, aslında bu durumun arkasında daha karmaşık bir biyolojik süreç vardır.
Menopozla birlikte östrojen hormonunun azalması, beynin uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen merkezlerini doğrudan etkiler. Özellikle hipotalamusun ısı kontrol mekanizması hassaslaşır. Bu nedenle vücut, küçük ısı değişimlerini bile “ateş basması” gibi algılayabilir. Gece terlemeleri ve ani uyanmalar da bu mekanizmanın bir sonucudur.
Ancak sorun sadece bu değildir. Azalan östrojen, aynı zamanda serotonin ve melatonin dengesini de etkiler. Bu da uykuya dalmayı zorlaştırır, uykunun derinliğini azaltır ve sık uyanmalara neden olur. Yani menopozdaki uykusuzluk, yalnızca fiziksel değil, nörohormonal bir süreçtir.