Yakında bir gömleğin pasaportu olacak
Bir gömlek düşünün, mağazada askıda duruyor; etiketinde kumaş içeriği, beden bilgisi ve üretim yeri yazıyor. Tüketici ürünü eline alıyor, fiyatına bakıyor ve karar veriyor. Fakat çok yakın bir gelecekte bu kadarla yetinmeyeceğiz. Çünkü ürünlerin artık yalnızca etiketi değil, bir anlamda dijital kimliği olacak.
Avrupa Birliği’nin gündemindeki Dijital Ürün Pasaportu uygulamasıyla birlikte ürünlerin üretim süreci, kullanılan malzemeler, sürdürülebilirlik bilgileri ve tedarik zincirine ilişkin verilerin daha görünür hale gelmesi hedefleniyor. Tekstil ve hazır giyim sektörü de bu dönüşümün önemli alanlarından biri. Burada mesele yalnızca ürüne bir QR kod eklemek değil. Asıl mesele, bir ürünün hikâyesini ne kadar doğru ve şeffaf biçimde anlatabildiğimiz.
Bugüne kadar üretici açısından temel sorular belliydi: Kumaş doğru mu, kalite uygun mu, termin yetişecek mi, fiyat kabul edilecek mi? Şimdi bu sorulara yenileri ekleniyor. Ürün hangi ham maddeden üretildi, ham madde nereden geldi, hangi üretim aşamalarından geçti, çevresel etkisi nedir ve bu bilgilerin ne kadarı doğrulanabilir? Bunlar artık yalnızca sürdürülebilirlik departmanlarının ilgileneceği başlıklar değil. Satın almadan üretime, kaliteden ihracata kadar bütün sürecin bir parçası haline geliyor.
Türkiye açısından konu özellikle önemli. Çünkü Türkiye uzun yıllardır Avrupa’nın güçlü tekstil ve hazır giyim tedarikçilerinden biri. Coğrafi yakınlık, üretim tecrübesi ve hızlı teslim kabiliyeti önemli avantajlarımız arasında. Ancak yeni dönemde yalnızca kaliteli üretmek yeterli olmayabilir. Ürettiğimiz ürünün verisini de doğru yönetmemiz gerekecek. Bir başka ifadeyle, geleceğin ihracatçısı yalnızca ürün gönderen değil, ürünün bütün hikâyesini belgeleyebilen ihracatçı olacak.
Burada Türkiye’nin önünde önemli bir tercih var. Yeni düzenlemeleri yalnızca ek bir yük ve yeni bir prosedür olarak görmek mümkün. Ancak aynı süreci rekabet avantajına çevirmek de mümkün. Özellikle üretim kalitesine, izlenebilirliğe ve sürdürülebilirliğe yatırım yapan firmalar açısından bu dönüşüm yeni bir fırsat alanı yaratabilir.
Bugün birçok Türk üretici dünyanın en bilinen markalarına üretim yapıyor. Buna rağmen tüketici çoğu zaman o ürünün arkasındaki üretim gücünü bilmiyor. Ürün bilgileri daha görünür ve izlenebilir hale geldikçe, güçlü üreticilerin de daha görünür olması mümkün olabilir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde ihracatta en önemli rekabet alanlarından birinin yalnızca fiyat değil, güvenilir veri olacağını düşünüyorum.
Dünya artık yalnızca “Bu ürün nerede üretildi?” diye sormuyor. Nasıl üretildiğini, hangi kaynaktan geldiğini ve bu bilgilerin kanıtlanıp kanıtlanamadığını da sorguluyor. Belki de çok yakın bir gelecekte bir gömlek satın alırken yalnızca bedenine ve fiyatına değil, dijital pasaportuna da bakacağız.
Dış ticaretin yeni dönemi yalnızca üründe değil, ürünün taşıdığı bilgide şekilleniyor.