Dünya ticareti yön değiştiriyor
Bir süredir dünya ekonomisini anlamak için sadece açıklanan verilere bakmak yetmiyor. Çünkü rakamlar tek başına çerçeveyi göstermiyor. IMF’nin Nisan 2026 görünümünde küresel büyümenin yüzde 3,1’e çekilmesi, daha geniş bir değişimin işareti. 2025’te yüzde 3,4 olan büyümenin aşağı yönlü revizesinin arkasında; çatışmalar, enerji fiyatları ve ticaret akışındaki değişim var.
Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler bu süreci hızlandırdı. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ve enerji tesislerine yönelik saldırılar petrol fiyatlarını yukarı taşıdı. IMF verilerine göre bu artış, küresel enflasyon üzerinde doğrudan bir baskı oluşturdu.
Enerji maliyetindeki yükseliş, üretim maliyetlerine yansıdı. Lojistik giderler arttı, nihai ürün fiyatları yükseldi. Bu etki ticaretin tamamına yayıldı.
Savaşın ekonomi üzerindeki etkisi de burada belirginleşti. IMF analizine göre çatışma yaşayan ekonomilerde büyüme birkaç yıl içinde kümülatif olarak yaklaşık yüzde 7 daraldı. Üretim kapasitesi zarar gördü, yatırımlar geri çekildi, ihracat daha sert düştü.
Türkiye tarafında daha dengeli ama zor bir tablo var. 2026 için yüzde 3,4 büyüme beklentisi korunuyor. Enflasyon için yüzde 28,6 seviyesi öngörülüyor. Cari açık yüzde 2,8 düzeyinde.
En kritik başlıklardan biri de enerji. Türkiye net ithalatçı konumda yer almakta. Petrol ve gaz fiyatlarındaki artış doğrudan cari açığa ve enflasyona yansıyor. Aynı anda hem fiyat istikrarını sağlamak hem büyümeyi desteklemek daha zor bir denge anlamına geliyor.
Diğer tarafta ticaret akışında belirgin bir yön değişimi var. Orta Doğu’da zorlaşan hatların bir kısmı alternatif güzergâhlara kayıyor. Türkiye bu noktada coğrafi avantajıyla öne çıkıyor. Transit ticaret ve lojistik tarafında yeni bir hareket alanı oluşuyor.
Savunma harcamalarındaki artış da bu dönemin önemli başlıklarından biri. Birçok ülkenin bütçesini artırması kısa vadede üretim ve istihdam tarafında katkı sağlıyor. Ancak orta vadede bütçe dengesi üzerinde ek bir yük oluşturduğu da açık.
Bugün gelinen noktada tabloyu şu şekilde okumak daha doğru olacaktır: ticaret artık yalnızca talep ile şekillenmiyor; enerji maliyetleri, jeopolitik riskler ve değişen ticaret yolları aynı anda belirleyici hale gelmiş durumda. Bu nedenle üretim kapasitesi kadar konum, erişim ve maliyet yönetimi de önem kazanıyor. Türkiye açısından da önümüzdeki dönemde belirleyici olan, bu değişimin içinde nasıl konum alınacağı olacak.