Bu ülke kiminle üretecek?

Başak Kenar

Başak Kenar

Dış Ticaret Uzmanı
Tüm Yazıları

Türkiye üretmek istiyor. İhracatını artırmak, sanayisini büyütmek ve küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşmak istiyor. Yeni yatırımlar yapılıyor, fabrikalar kuruluyor, üretim kapasiteleri artırılıyor.

Ancak bütün bu hedeflerin önünde giderek daha görünür hale gelen bir sorun bulunuyor: nitelikli iş gücü eksikliği.

Bugün birçok işletme sipariş bulamamaktan değil, işi yapacak insan bulamamaktan şikâyet ediyor.* Makine operatöründen kaynak ustasına, bakım teknisyeninden kalite kontrol uzmanına kadar birçok alanda ciddi bir açık var. Açılan pozisyonlar uzun süre doldurulamıyor, üretim planları aksıyor ve firmalar ihtiyaç duydukları insan kaynağına ulaşmakta zorlanıyor.

Ancak bu sorunun tüm sorumluluğunu yalnızca gençlere yüklemek de doğru olmaz. Çünkü meselenin bir başka boyutu daha bulunuyor. Kalifiye eleman eksikliğinden söz eden birçok işletme, yeni çalışan yetiştirme konusunda yeterli adım atmıyor.

İş ilanlarının büyük bölümünde tecrübeli personel aranıyor. Eğitim vermek, zaman ayırmak ve çalışanı yetiştirmek yerine hazır personel bulmak tercih ediliyor.

Oysa her tecrübeli çalışan bir zamanlar tecrübesizdi. Bugün herkes yetişmiş eleman ararken, yarının yetişmiş elemanlarını kimin yetiştireceği sorusu cevapsız kalıyor. İnsan kaynağı da tıpkı üretim gibi yatırım ister, emek ister ve sabır ister...

En modern makinelere sahip olmak, en gelişmiş üretim tesislerini kurmak tek başına yeterli değil. O makineleri kullanacak, geliştirecek ve üretime değer katacak insan kaynağı olmadan yatırımların gerçek karşılığını almak mümkün değil. Bir fabrikanın en değerli varlığı yalnızca makine parkuru değil, o makinelere hayat veren insanlarıdır.

Uzun yıllar boyunca gençlere başarı için tek yolun üniversite olduğu anlatıldı. Mesleki eğitim ve teknik uzmanlık geri planda kaldı. Sonuç olarak sanayinin ihtiyaç duyduğu birçok meslek grubunda ciddi bir boşluk oluştu. Bugün bazı sektörlerde deneyimli çalışanlar emekliliğe yaklaşırken, onların yerini alacak yeni nesil yeterli sayıda yetişmiyor.

Bu durum yalnızca üretimi değil, ihracatı da etkiliyor. Çünkü küresel rekabet artık sadece fiyatla kazanılmıyor. Kalite, hız, termin performansı ve sürdürülebilirlik en az maliyet kadar önem taşıyor.* Nitelikli iş gücü eksikliği ise işletmelerin rekabet gücünü doğrudan etkileyen bir unsur haline geliyor.

Türkiye'nin önünde önemli bir görev bulunuyor. Mesleki eğitimin güçlendirilmesi, sanayi ile eğitim kurumları arasındaki iş birliğinin artırılması ve gençlerin teknik mesleklere yönlendirilmesi büyük önem taşıyor. Ancak bunun yanında işletmelerin de insan yetiştirmeyi yeniden bir sorumluluk olarak görmesi gerekiyor.

Makine satın alınabilir. Fabrika kurulabilir. Sermaye bulunabilir. Ancak yetişmiş insan kaynağı kısa sürede oluşturulamaz.

Bu nedenle bugün yalnızca üretimi değil, üretimi gerçekleştirecek insanı da konuşmak zorundayız.

Çünkü asıl soru hâlâ ortada duruyor:

Bu ülke kiminle üretecek?