Yol arkadaşlarını tanıyamayanlara bayram önerisi
Dünyanın da ülkemizin de gündemi her geçen gün daha karmaşık bir hâl alıyor.
Savaşlar, kutuplaşmalar, birbirini tanımadan aynı yola çıkanlar, sonra birbirini anlayamadan dağılanlar…
Yanılanlar, yanılgılar içinde savrulanlar…
İnsan bazen düşünüyor;
Bir insana “yanılmışım” demek bu kadar kolay mı olmalı?
Birbirimizi tanımamış olmak, anlamamış olmak, sorgulamamış olmak gerçekten bir mazeret sayılabilir mi?
Yok eğer gerçekten birbirimizi tanımadan, anlamadan, dinlemeden yol alıyorsak; işte o zaman vay hâlimize…
Biz yine bir eğitimci gözüyle meseleye bakalım.
Çünkü bugün yaşadığımız birçok sorunun temelinde; düşünmeden konuşmak, okumadan inanmak, araştırmadan hüküm vermek yatıyor. İnsan zihni artık sürekli akan ekranların içinde yoruluyor ama dinlenemiyor. Bilgiye ulaşıyoruz fakat bilgiyi anlamlandırmakta zorlanıyoruz. Her şeyi görüyor ama derinlemesine düşünemiyoruz.
Tam da bu yüzden bu bayram, kendinize küçük bir iyilik yapın: Biraz kitaplarla vakit geçirin.
Telefonu birkaç saatliğine kenara bırakın. Çünkü ekranlar çoğu zaman zihni sürekli uyarırken, kitaplar zihni sakinleştirir.
Bugün artık bilimsel araştırmalar da gösteriyor ki düzenli okuma;
• Beynin dikkat ağlarını düzenliyor,
• Zihinsel dağınıklığı azaltıyor,
• Odaklanmayı artırıyor,
• Meditasyona benzer bir sakinlik oluşturuyor,
• Ekran maruziyetini azaltıyor,
• Kaygıyı ve stres seviyesini düşürüyor,
• Empati kurma becerisini geliştiriyor,
• Hatta bazı depresif belirtilerin hafiflemesine katkı sağlıyor.
Kitap okumak sadece bilgi edinmek değildir.
Bazen insanın kendi içine dönmesidir.
Bazen kendini tamir etmesidir.
Bazen kalabalığın içinde kaybettiği sessizliği yeniden bulmasıdır.
Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey; daha hızlı konuşmak değil, biraz daha derin düşünmektir.
Bu bayram sadece bedeninizi değil, zihninizi de dinlendirin.
Çünkü iyi yetişmiş bir zihin; önce sakinleşebilen, sonra düşünebilen zihindir.
Ve unutmayalım: Okuyan insan sadece bilgi kazanmaz; doğruya ulaşır.