Ve özel okullar kapanıyor, birleşiyor!
Defalarca bu konu ile ilgili yazdım. Özel okullar zor durumda! Ve maalesef son dönemde eğitim camiasında sıkça aynı haberleri duymaya başladık: Okullar kapanıyor… Son bir çare olarak yanındaki başka bir okulla birleşiyor… Öğrenciler bir kurumdan diğerine kaydırılıyor…
Peki ne oluyor? Eğitim sistemi nereye gidiyor?
Aslında bugün sormamız gereken soru belki de doğrudan eğitim sisteminden ziyade, özel okulculuk nereye gidiyor?
Bir okula bakıyorsunuz yıllık ücret 200 bin lira… Bir başka okul 500 bin lira… Bir diğeri 2 milyon lira…
Peki aradaki fark nedir?
Sadece havuz mu?
Daha sıcak, daha şık bir kampüs mü?
İngilizce bilen öğretmen mi? Ya da daha fazla yabancı dil dersi mi?
Velilerin kafasında o kadar çok soru işareti var ki… Ancak insanlar bu soruların cevabını araştırana, düşünene ve karşılaştırana kadar zaman geçiyor. Zaman geçtikçe de maalesef bazı okullar sistemden bir bir çekiliyor.
Belki de yaşananlar, özel okulculuğun bir anlamda eski günlerine dönüşüdür.
Bir zamanlar bir bölgede bir ya da iki özel okul olurdu. Sonra temel liseler, teşvikler ve eğitim sektörünün büyüyen ekonomik hacmiyle birlikte özel okul sayıları hızla arttı. Eğitimle doğrudan ilgisi olmayan, hatta hayatında hiç okul yönetmemiş insanlar bile bu alana yatırım yapmaya başladı.
Çünkü eğitim, bir süre sonra sadece eğitim olarak görülmedi. Bir yatırım alanı olarak görüldü. Para kazanma aracı olarak görüldü. Ve mantar gibi okullar açıldı.
Ancak son yıllarda değişen ekonomik şartlar, artan maliyetler ve sektörün artık eskisi kadar kolay kazanç sağlamamasıyla birlikte tüccarlar eğitim alanına eskisi kadar rahat giremez oldu. Eğitim yeniden, yavaş yavaş eğitimcilerin eline dönmeye başladı.
Ama burada da başka bir sorun var.
Eğitimcilerin çoğunun devasa sermayeleri yok.
Onların sermayesi; yılların deneyimi, mesleki itibarı, öğretmenlerine olan güveni ve çocuklara daha iyi bir eğitim sunma idealidir.
Bugün birçok eğitimci, öğretmenleriyle el ele vererek okulunu ayakta tutmaya çalışıyor.
Ancak rekabet gerçekten çok ağır.
2 milyon lira ücret alan bir okul ile 300-500 bin lira bandında eğitim vermeye çalışan bir okul aynı öğretmeni istiyor. Aynı nitelikli kadroyu kurmaya çalışıyor. Aynı başarıyı hedefliyor.
İşin ilginç tarafı şu:
2 milyon lira ücret alan okulun öğretmene verdiği maaşın toplam bütçe içerisindeki oranıyla değerlendirdiğinizde, bazen küçük okulun öğretmene ayırdığı paydan çok da farklı olmadığını, hatta daha düşük kaldığını görebiliyorsunuz.
Ama bunu öğretmene anlatmak kolay değil. Çünkü hayat pahalı. Ekonomi zor.
Öğretmen de doğal olarak, “Biraz daha yüksek maaş alayım, en azından yol paramı çıkarayım” diye düşünüyor. Ve öğretmenler okul değiştiriyor. Bazen aynı yıl içerisinde… Bazen dönem ortasında…
Bazen öğrencinin alıştığı, bağ kurduğu öğretmeni bir anda başka bir okulda görüyoruz.
Bu durum sadece okulun kadrosunu değiştirmiyor; velinin güvenini de sarsıyor.
Velinin güveni azaldıkça kayıtlar düşüyor.
Kayıtlar düştükçe maliyetler daha da ağırlaşıyor.
Maliyetler ağırlaştıkça okul öğretmeni tutmakta zorlanıyor.
Sonra bir kısır döngü başlıyor.
Ve sonunda yıllarını eğitime vermiş, bütün hayatı okul olan insanlar tökezlemeye başlıyor.
Okullar kapanıyor.
Ya da ayakta kalabilmek için birleşmek zorunda kalıyor.
Belki de bugün özel okulculuğun en büyük ihtiyacı yeni binalar, daha büyük kampüsler, gösterişli havuzlar değil.
Güven. Veli için güven… Öğretmen için güven… Eğitimci için sürdürülebilirlik…
Çünkü eğitim, sadece ticari hesaplarla yönetilemeyecek kadar değerli; sadece idealizmle ayakta tutulamayacak kadar da maliyetli bir alan.
Özel okulculuk bugün tam da bu iki gerçeğin arasında sıkışmış durumda. Önümüzdeki yıllarda belki daha az sayıda özel okul olacak.
Ama umarım daha sağlam, daha gerçekçi, daha sürdürülebilir ve gerçekten eğitim için var olan okullar kalır.
Çünkü bir okulun kapanması sadece bir şirketin kapanması değildir.
Bir öğretmenin işsiz kalmasıdır.
Bir öğrencinin okul değiştirmesidir. Bir velinin yeniden umut aramasıdır. Ve en önemlisi, yıllarca emek verilerek oluşturulmuş bir eğitim hayalinin yarım kalmasıdır. Özel okulculuk küçülüyor olabilir… Ama asıl mesele kaç okulun kapandığı değil; geride nasıl bir özel okul anlayışının kalacağıdır.