Tomruk mu, otel mi?
Antalya yine alevlerle mücadele ediyor. Ormanlar yanıyor, insanlar evlerinden uzaklaştırılıyor, hayvanlar yaşam alanlarını kaybediyor.
Her yangından sonra aynı soruyu soruyoruz: “Bunun nedeni sadece bilinçsizlik mi?”
Elbette dikkatsizlik, ihmal ve insan hatası yangınların önemli nedenleri arasında. Ancak artık başka soruları da sormamız gerekiyor.
Yangından sonra ortaya çıkan zarar görmüş tomrukların ekonomik değeri nedir?
Normal şartlarda dikili ağaç kesmekle, yangın sonrası tomrukları satın almak arasında nasıl bir maliyet farkı vardır?
Bu ağaçlar kimlere, hangi bedellerle satılıyor?
Bir de toplumda sıkça dile getirilen başka bir şüphe var: “Acaba bazı ormanlar farklı amaçlarla mı yakılıyor?” “Orman yandı, artık buraya otel yapılır.”
Bu iddiayı kanıt olmadan doğru kabul etmek elbette mümkün değil. Ancak şüphe varsa yapılması gereken onu büyütmek değil, şeffaflıkla ortadan kaldırmaktır.
Anayasa'nın 169. maddesi çok açık: “Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir.” Yanan orman alanlarının orman niteliğinden çıkarılması da genel bir yöntem değildir.
Yangın çıkan alanların geçmişi, yangın sonrası yapılan işlemler ve gelecekteki kullanım planları kamuoyuna açık olmalıdır.
Çünkü unutmayalım: Bir orman yalnızca ağaç değildir.Nefesimizdir, suyumuzdur, toprağımızdır, canlıların yuvasıdır ve çocuklarımızın geleceğidir.
O halde soruyu değiştirelim: Bir orman yandığında sadece “Kim yaktı?” diye değil, “Yangından sonra ne oldu?” diye de sormalıyız.
Çünkü orman yanarken hepimiz kaybediyoruz.
Peki, yangından sonra kim kazanıyor?
"Orman yanınca sadece ağaç yanmaz.
Bir ülkenin hafızası, nefesi ve geleceği yanar."