Tatilin son günleri: Okula dönüş

Ali Murat Karabağ

Ali Murat Karabağ

Yazar
Tüm Yazıları

Tatilin son günleri… Ailelerde yavaş yavaş okul telaşı başlıyor. Çantalar ortaya çıkıyor, eksikler tamamlanıyor, okul kıyafetleri dolaptan çıkarılıyor. Alarm saatleri yeniden kuruluyor.

Ama okul hazırlığı yalnızca çantayı hazırlamakla bitmiyor. Çocuğun zihninin ve bedeninin de okula hazırlanması gerekiyor. Ailelerin bu dönemde yaptığı en büyük hatalardan biri, çocuğu bir anda eski düzene sokmaya çalışmak. Bir gün gece yarısına kadar tablet…

Ertesi gün:

“Artık okul başlıyor, erken yat!”

Bir gün öğlene kadar uyku…

Sonra: “Sabah erken kalkacaksın, artık böyle olmaz.” Oysa çocuk için tatilden okula geçiş, bir düğmeye basmak kadar kolay değildir.

Birkaç gün önceden uyku düzenini yavaş yavaş değiştirmek, sabahları biraz daha erken kalkmasını sağlamak, kitap okumaya yeniden zaman ayırmak ve günlük yaşamı sakin biçimde düzene sokmak gerekir.

Ama bütün bunlardan daha önemli bir şey var: Çocuğa okulun bir ceza olmadığını hissettirmek.

“Tatil bitti, artık çalışacaksın.” yerine, "Yeni bir dönem başlıyor. Bakalım bu yıl neler öğreneceğiz?” demek çok daha değerlidir. Çocuğun okuldan korkmasını değil, okula hazırlanmasını istiyoruz. Çok büyük bir organizasyona gerek yok.

Telefonları bir kenara bırakın.

Birlikte yürüyün.

Bir dondurma yiyin.

Bir parka gidin.

Balkonda oturun.

Eski fotoğraflara bakın.

Sonra çocuğunuza bu yazın en güzel anısını sorun.

“Bu yaz en çok neye güldün?”

“En çok neyi sevdin?”

“Bir daha olsa neyi tekrar yapmak istersin?”

“Yeni okul yılında neyi başarmak istiyorsun?”

Sorun.

Ama cevabını gerçekten dinleyin.

Çünkü bazen çocuğun ihtiyaç duyduğu şey yeni bir eşya değil, anne ve babasının onu gerçekten dinlediğini hissetmektir.

Tatilin son günleri, yalnızca okul hazırlığı için değil; aile olarak bir dönemi tamamlamak için de güzel bir fırsattır.

Çocuklarınıza bu yaz ne öğrendiklerini sorun.

Neleri başardıklarını konuşun.

Nerelerde zorlandıklarını dinleyin.

Belki bir konuda başarısız oldular.

Belki bir arkadaşlarıyla tartıştılar.

Belki bütün yaz boyunca beklediğiniz kadar kitap okumadılar.

Belki planladığınız şeylerin hiçbirini yapmadılar.

Sorun değil.

Çünkü çocukların her tatili verimli geçirmek zorunda değil.

Her gün bir şey öğrenmek, her an üretmek, her dakikayı değerlendirmek zorunda değiller.

Bazen çocuk olmak sadece çocuk olmaktır.

Çocukluk; biraz koşmak, biraz oynamak, biraz sıkılmak, biraz hayal kurmaktır.

Ve şimdi okul başlıyor.

Çantalar hazırlanacak.

Kitaplar yerlerine konacak.

Yeni bir dönem başlayacak.

Bizim görevimiz çocuklarımızı yalnızca derslere değil, yeni bir döneme duygusal olarak da hazırlamak.

Çünkü çocuğun okulun ilk gününde yanında taşıdığı yalnızca kitapları ve kalemleri değildir.

Bir de evden aldığı duygular vardır.

“Başarabilecek miyim?”

“Yapamazsam ne olacak?”

“Annem babam benden ne bekliyor?”

“Beni notlarım kadar mı seviyorlar?”

İşte bu nedenle okulun ilk gününden önce çocuğumuza vermemiz gereken en önemli mesaj şudur:

“Başarılı olmanı istiyoruz ama seni yalnızca başarın için sevmiyoruz.”

Çantasına yeni kitaplar, kalemine yeni bir silgi, odasına yeni bir oyuncak koymak elbette güzel.

Ama çocuğun kalbine koyacağımız en değerli şey başka: “Sen ne olursan ol, ne başarırsan başar, biz senin yanındayız.”

Tatil bitiyor.

Bırakalım çocuklarımız yazın son günlerini biraz daha yaşasın.

Biraz koşsun.

Biraz oynasın.

Biraz sıkılsın.

Biraz hayal kursun.

Ve okulun ilk günü geldiğinde çantasını sırtına takıp yalnızca derslere değil, güzel bir yazın anılarıyla sınıfa girsin.

Çünkü çocukluk, telafisi olmayan tek tatildir.

Ve bazı tatillerin en güzel hediyesi, yeni alınan eşyalar değil; yıllar sonra hatırlanan güzel günlerdir.