Tatilde çocuğun mükafatı?!?

Ali Murat Karabağ

Ali Murat Karabağ

Yazar
Tüm Yazıları

Tatil bitiyor…

Çocukların gözünde takvim yaprakları hızla eksiliyor. Birkaç gün sonra çantalar yeniden hazırlanacak, okul kıyafetleri dolaptan çıkacak, alarm saatleri yeniden kurulacak.

Ve tam bu günlerde evlerde ilginç bir telaş başlıyor: “Okul başlamadan ne yapsak?”

Bir yerlere gidelim, bir şeyler alalım, çocuğa istediği telefonu verelim, bilgisayarı biraz daha kullansın…

Sanki çocuk bütün yaz çalışmış da şimdi ona bir mükâfat vermemiz gerekiyormuş gibi.

Oysa belki de bu yazın en büyük mükâfatı, çocuğun hiçbir şey yapmak zorunda kalmadan geçirdiği günlerdi.

Sokakta oynadığı saatler…

Bisiklet üzerinde geçirdiği zaman…

Arkadaşlarıyla kurduğu oyunlar…

Ağaçlara, toprağa, güneşe dokunduğu anlar…

Bazen sıkıldığı, “Ne yapacağım şimdi?” diye sorduğu dakikalar…

Çünkü çocukluk, sürekli eğlendirilmesi gereken bir dönem değildir.

Çocuk biraz da sıkılmayı öğrenmelidir. Sıkılan çocuk düşünür. Kendi oyununu kurar. Hayal eder. Bir şey üretir. Kendi kendine yetmeyi öğrenir.

Tatilin son hediyesi ne olmalı?

Bence çocuğa tatilin sonunda alınacak en güzel hediye yeni bir telefon, yeni bir tablet ya da pahalı bir oyuncak değildir.

Çocuğa verilecek en güzel mükâfat, belki de şu cümledir:

“Seninle gurur duyuyorum.”

“Bu yaz çok güzel vakit geçirdin.”

“Yeni şeyler öğrendin.”

“Arkadaşlarınla güzel anılar biriktirdin.”

“Bazen sıkıldın ama kendi çözümünü buldun.”

“Büyüdün.”

Çocuğun bunları duymaya ihtiyacı var. Çünkü çocukların her başarısını maddi bir ödülle karşılamaya başladığımızda, zamanla başarı ile ödül arasındaki bağı güçlendiriyoruz.

Ders çalışırsa telefon. Kitap okursa para. Odasını toplarsa hediye. Sınavdan yüksek not alırsa istediği şey… Bir süre sonra çocuk şunu sormaya başlıyor: “Bunu yaparsam bana ne vereceksiniz?”
İşte burada durup düşünmek gerekiyor.

Çocuğumuzun iç motivasyonunu, dışarıdan verdiğimiz ödüllere teslim etmemeliyiz.

Çünkü çocuk yaptığı her güzel davranışın karşılığında bir şey beklemeyi öğrenirse, bir süre sonra yaptığı şeyin değerini değil, karşılığını düşünmeye başlayabilir.

Oysa biz çocuklarımıza yalnızca başarılı olmayı değil, başarmaktan mutluluk duymayı da öğretmeliyiz.

Bir kitabı yalnızca para kazanmak için değil, okumaktan keyif aldığı için okumalı.

Bir arkadaşına yalnızca karşılığında bir şey alacağı için değil, yardım etmek güzel olduğu için destek olmalı.

Ders çalıştığında yalnızca ödülü değil, öğrendiği yeni bilgiyi önemsemeli. Çocuğun gerçek mükâfatı eline tutuşturduğumuz bir eşya değil, içinde büyüttüğü öz güven ve değer duygusu olmalı. Tatil biterken çocuklarımızı hediyelere boğmak yerine, onlara biraz daha fazla zaman ayıralım.

Çünkü bazen çocuğun beklediği mükâfat bir oyuncak değil, anne ve babasının gözlerinin içine bakıp söylediği tek bir cümledir: “Sen ne olursan ol, ne başarırsan başar, biz senin yanındayız.”

Gerçek mükâfat, çocuğun aldığı şey değil; kendini değerli hissetmesidir.

Tatil bitiyor…

Ama çocuklarımızın çocukluğu devam ediyor. Bırakalım bu son günlerde biraz koşsunlar. Biraz oynasınlar. Biraz sıkılsınlar. Biraz hayal kursunlar. Çünkü bazı tatillerin mükâfatı, alınan hediyeler değil; hatırlanan güzel günlerdir.