Sandalye Teorisi – Gazi Üniversitesi
1999 yılında kapısından içeri adım attığım üniversiteme geçen hafta, tamamen plansız bir şekilde uğradım. Yoldan geçerken gördüm, içimde bir şey kıpırdadı ve yönümü kapıya çevirdim. Arka kapıdan girdim; kimseyi aramadan, haber vermeden… Ayaklarım beni doğrudan F Blok’a götürdü.
Kampüs aynıydı ama zaman değişmişti. Gençler etrafta; gözleri ışıl ışıl, umut dolu… Bir an durup izledim. Kendi ilk günlerim geldi aklıma. O heyecan, o hayaller… Sonra bir fark ediş: Aramızda geçen yıllar. Kaç yıl, kaç okul, kaç öğrenci, kaç mücadele…
Yeni kütüphane, Bosna ve Hersek binalarının etrafındaki kafeler… Değişen çok şey vardı ama hissiyat aynıydı. “Bir çay alıp oturayım” dedim. Bir kafeye girdim.
Kapıdan içeri adım attığım anda göz göze geldik. Hocam beni tanıdı. Ayağa kalktı. Ben hızlandım, o bana doğru… Sarıldık. Yıllar bir anlığına ortadan kalktı.
Tam o sırada arkadan bir ses: “Murat!”
Başka bir hocam…
O masada oturduk. Sohbet ettik. Hocam, yıllar önceki “Murat”ı anlattı. Gülümsedik. Çayımızı yudumladık.
Ve işte tam o an, zihnimde yıllardır taşıdığım bir kavram yeniden yerine oturdu: Sandalye Teorisi.
Hayat, aslında bir sandalyeler düzenidir. Her insanın hayatında sandalyeler vardır. Kimisi gelir, kısa süre oturur, kalkar gider. Kimisi iz bırakmadan geçer. Ama bazıları vardır ki… O sandalyeye sadece oturmaz, o sandalyeyi anlamlı kılar.
Öğretmenler işte o sandalyededir.
Biz o sıralarda otururken, onlar sadece ders anlatmadı. Bizim hayatımıza bir yer açtılar. Bize sadece bilgi vermediler; duruş öğrettiler, vicdan öğrettiler, mücadele etmeyi öğrettiler.
Ve yıllar sonra aynı mekânda, aynı masada, o sandalyelerin hâlâ yerli yerinde olduğunu gördüm.
Çünkü gerçek öğretmen, öğrencisinin hayatında geçici bir misafir değildir.
Kalıcı bir yer edinir.
Biz öğretmenliği en iyilerinden öğrendik.
Vicdanla bilgiyi yan yana koymayı öğrendik.
Öğrenci için mücadele etmeyi öğrendik.
Doğru bildiğimiz yolda eğilmeden yürümeyi öğrendik.
Ve bugün dönüp baktığımda şunu görüyorum:
Eğer yıllar sonra bir kapıdan içeri girdiğinizde hâlâ sizi tanıyan birileri varsa,
Eğer bir sandalyeye oturduğunuzda size yer açan insanlar varsa,
Eğer adınız hâlâ bir tebessümle anılıyorsa…
Demek ki siz de birilerinin hayatındaki sandalyede iz bırakmışsınızdır.
Çünkü hayat, gelip geçmek değil…
Bir sandalyeye değer katabilmektir.
Ve bazı sandalyeler vardır ki…
Yıllar geçse de boş kalmaz.