Piyano, keman erilliği engellermiş!

Ali Murat Karabağ

Ali Murat Karabağ

Yazar
Tüm Yazıları

Geçenlerde eğitimle ilgilenen, yıllardır eğitim kurumlarına danışmanlık yapan birinin yaptığı röportajı hayretle ve açıkçası endişeyle izledik.

Küçük yaşta piyano ve keman çalmanın erkek çocuklarda “erilliği engellediğini” kahkahalar eşliğinde anlatıyor.

İnsan önce duyduğuna inanmak istemiyor.

Sonra akla peş peşe sorular geliyor: Bu sonuca hangi bilimsel çalışma sonucunda ulaştınız?

Kaç erkek çocuk üzerinde araştırma yaptınız?

Örnekleminiz kaç kişiydi?

Bu çocukları kaç yıl takip ettiniz?

Hangi ölçme aracıyla “erillik” düzeylerini belirlediniz?

Piyano çalan ve çalmayan çocukları karşılaştırdınız mı?

Keman çalan çocuklarla çalmayan çocukların gelişimlerini hangi bilimsel kriterlere göre değerlendirdiniz?

Yoksa bütün bunların hiçbirini yapmadan, kişisel bir kanaati eğitim gerçeğiymiş gibi mi anlattınız?

Çünkü eğitimcilik, “Ben böyle düşünüyorum.” diyerek çocukların gelişimi hakkında hüküm verme alanı değildir.

Hele konu çocuksa...

Bir yetişkinin ağzından çıkan bir cümle, bir anne babanın kararını, bir çocuğun hayalini, hatta bir çocuğun kendisini nasıl gördüğünü etkileyebilir.

Bu yüzden eğitim alanında konuşan insanların sözlerinin bir ağırlığı olmak zorundadır.

Bilginin olmadığı yerde özgüven, bilimin olmadığı yerde kanaat; eğitim adına sunulduğunda ise ciddi bir probleme dönüşebilir.

Bir erkek çocuğu piyano çalınca erilliği mi azalıyor?

Keman çalınca ne oluyor?

Sanatla uğraşan çocuk daha mı az erkek oluyor?

O zaman tarihe, bilime, sanata ve insanlığın biriktirdiği kültüre nasıl bakacağız?

Piyanoyu icra eden nice büyük sanatçıyı, kemanı hayatının merkezine koyan nice insanı hangi ölçüyle değerlendireceğiz?

Daha da önemlisi...

Sanatın, piyanonun, kemanın bir çocuğa ve insanlığa kattıklarının acaba kaçta kaçını biz çocuklarımıza katabildik?

Bir çocuğun parmaklarının piyano tuşları üzerinde dolaşması sadece müzik değildir.

Dikkattir.

Disiplindir.

Sabırdır.

Koordinasyondur.

Dinlemektir.

Emektir.

Estetik duygudur.

Ve bazen bir çocuğun kendisini ifade edebilmesidir.

Keman da öyledir.

Sanatın çocuk üzerindeki etkisini “erkeklik” gibi dar ve kalıplaşmış bir kavramın içine sıkıştırmak, bana göre eğitim üzerine yeniden düşünmemiz gerektiğini gösteren önemli bir örnektir.

Çünkü biz çocuk yetiştirmiyoruz yalnızca.

İnsan yetiştiriyoruz.

Çocuğun erkek olması, kız olması, güçlü görünmesi, toplumun ona biçtiği kalıplara uyması bizim eğitimdeki nihai hedefimiz olamaz.

Bizim hedefimiz; düşünebilen, sorgulayabilen, üretebilen, duygularını ifade edebilen, sanata ve bilime değer verebilen, başkasının hakkına saygı gösterebilen, kendi potansiyelini gerçekleştirebilen insanlar yetiştirmek olmalıdır.

Ve burada çok basit bir soru daha var: Eğitim kurumlarına danışmanlık yapan insanların çocuk gelişimi hakkında söyledikleri sözleri hangi bilimsel süzgeçten geçiriyoruz?

Çünkü bir insanın yıllardır eğitim sektörünün içinde bulunması, söylediği her şeyin bilimsel olarak doğru olduğu anlamına gelmez.

Tecrübe değerlidir.

Ama tecrübe, bilimin yerine geçmez.

Kanaat değerlidir.

Ama kanaat, bilimsel veri değildir.

Ve özellikle çocuklar söz konusu olduğunda, kahkahalar eşliğinde söylenen bir cümle bile sonuçları bakımından hiç de komik olmayabilir.

Benim asıl endişem piyano ya da keman değil.

Asıl endişem, çocukların hayatını şekillendiren eğitim anlayışının hangi düşünceler üzerine kurulduğudur.

Çünkü çocuklarımızı eğitime emanet ediyoruz. Peki... Eğitimi kimlere emanet ediyoruz?