Okumaya hazır olmak neden kritik?

Ali Murat Karabağ

Ali Murat Karabağ

Yazar
Tüm Yazıları

Bir çocuk okulun kapısından içeri yalnızca bir çanta ve bir forma ile girmez; beraberinde görünmeyen bir yük daha taşır: Beklentiler. “Okumayı ne kadar hızlı öğrenecek?”, “Arkadaşlarından geri kalacak mı?”, “Başarabilecek mi?”… Bu sorular, daha ilk günden küçük omuzlara ağır bir sorumluluk yüklemeye başlar.

Oysa okulun ilk adımı, yarışmak değildir. Çocuk önce hazır hissetmeli, başarabileceğine inanmalı, öğrenmenin tadına varmalıdır.

İşte bu yüzden okuma öncesi hazırlık hayati önem taşır.

Çocuklar, harflerle tanışmadan önce;

* Gözleri kelimeleri takip etmeye hazırlanır,
* İnce motor becerileri gelişir,
* Sesleri ayırt etmeyi öğrenir,
* Dikkat süreleri güçlenir,
* Algılama ve ilişkilendirme becerileri desteklenir.

Bu süreç ne kadar doğru yönetilirse, okuma öğrenmek de o kadar doğal, kolay ve zevkli bir deneyime dönüşür.

Fakat burada çok kritik bir nokta var:

Hazırlık dediğimiz şey, masa başında, defter doldurarak yapılmaz.
Çocuk öğrenirken hareket etmeli, dokunmalı, hissetmeli, eğlenmeli.
Çünkü oyun, çocuğun en ciddi işidir.
Ne kadar çok gülerse,
Ne kadar çok merak ederse,
Ne kadar çok başarabileceğini hissederse…
Okuma yolculuğu da o kadar güçlü başlar.

Bazı çocuklar okula hevesle gelir, fakat daha ilk günlerde “Yapamıyorum” duygusuyla tanışır.
İşte o an, yorgunluk ve yılgınlık sessizce içeri girer.

Biz yetişkinlerin görevi, bu duyguyla tanışmasını olabildiğince geciktirmek değil, hiç tanışmamasını sağlamaktır.

Bir çocuk okula:

* Kendine güvenerek
* Hazır hissederek
* Başaracağına inanarak başlarsa, okuma artık bir görev değil, keşfedilecek bir macera olur.

Her çocuğun içinde bir öğrenme ateşi vardır.
Önemli olan onu harflerin arasında kaybetmeden, oyunla, sevgiyle ve doğru adımlarla büyütmektir.