LGS'ye değil, eziyete karşıyız

Ali Murat Karabağ

Ali Murat Karabağ

Yazar
Tüm Yazıları

Sınavlara karşı değiliz.

Sınavlar muhakkak olmalı. Çalışanla çalışmayanın, emek verenle vermeyenin ayrıldığı bir sistem kurulmalı. Herkes takdir alamamalı, herkes hiçbir şart aranmadan sınıf geçememeli. Akademik başarı gösteremeyen öğrenciler beceri temelli eğitimlere yönlendirilebilmeli. Şiddet, zorbalık, hırsızlık gibi davranışlar görmezden gelinmemeli; uzmanlar eşliğinde rehabilite edilmeli, gerektiğinde hukukun öngördüğü yaptırımlar uygulanabilmeli.

Kısacası disipline, ölçmeye ve değerlendirmeye karşı değiliz.

Ancak çalışana eziyete karşıyız.

Aylarca, yıllarca emek veren bir çocuğun, birkaç saatlik bir sınavın ardından kendisini yetersiz hissetmesine karşıyız.

Çalışkan öğrencinin matematikten korkmasına, kitap okumayı bırakmasına, öğrenme heyecanını kaybetmesine karşıyız.

Bir sınavın amacı öğrenciyi elemek değil, seviyesini belirlemek olmalıdır. Eğer sınavdan çıkan binlerce öğrencinin ortak duygusu "Ben yapamadım", "Ben başarısızım", "Bu kadar çalıştım ama yetmedi" oluyorsa, dönüp sadece öğrenciyi değil sistemi de sorgulamak gerekir.

Elbette hayatın her döneminde sınavlar olacak. İşe girerken de, meslek edinirken de, yükselirken de insan değerlendirmelerden geçecek. Ancak eğitim sisteminin görevi çocukları hayata hazırlamak, onları yarışın daha başında umutsuzluğa sürüklemek değildir.

Bugün eğitim adına sormamız gereken soru şudur: Biz çocuklarımıza bilgi mi kazandırıyoruz, yoksa sınav kaygısı mı?

Başarı arzusu mu aşılıyoruz, yoksa başarısızlık korkusu mu?

Çünkü bir ülkenin geleceği, sınavlarda kaç kişinin tam puan aldığıyla değil; öğrenmeye devam eden, üreten, düşünen ve umudunu koruyan gençlerinin sayısıyla ölçülür.

Bir söz vardır: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın."

Bugün buna bir cümle daha eklemek gerekiyor:

Çocuğu yaşat ki ülke yaşasın.